Özlem ve Korku

” Yağmuru sevdiğini söylüyorsun ama yağmur yağınca şemsiyeni açıyorsun, güneşi sevdiğini söylüyorsun ama güneş açınca gölgeye kaçıyorsun, rüzgarı sevdiğini söylüyorsun rüzgar çıkınca pencereni örtüyorsun. işte bundan korkuyorum çünkü beni de sevdiğini söylüyorsun..” demiş William Shakespeare.

Bu günkü yazımın konusu korku ve özlem.korku

” Özlem bir gramer yapısına benzer, sen, orada şimdiki zaman ile geçmiş zamanı bulursun.”  demiş biri.

Ne kadar doğru bir tespit.

Siyaset ile ilgili yazmıyorum.

Ancak bu gün HDP’ nin hanım Eş Genel Başkanının sözleri beni İlkokul yıllarıma götürdü.

Her sabah derslere girerken Gençliğe Hitabeyi boğazımızı yırtarcasına söylerdik.

” Türküm , doğruyum , çalışkanım ! ”

Sonra büyüdük .

Öyle pek salak insanlar da olmadık.

Doğru ve çalışkan olmadığımızı anladık.

Bize Tek Türküm lafı kalmıştı.

Ülke hudutları içinde yaşayan tüm insanların üst kimliği.

Bu gün bize bunu çok görüyorlar.

Sayın Başkan  konuşmasında Türkiye Halkları diyor.

Doğruluk ve çalışkanlık hususundaki gerçekler ise kimsenin umurunda değil.

Bu nedenle geleceğimizden korkuyor geçmişe özlem duyuyorum.

Ne de olsa insanım.

İnsan yapısını büyük usta  Charles Bukowski ne güzel özetliyor.

” İnsan geçmişin hasretçisi, geleceğin özlemcisi, yaşadığı anın şikayetçisidir”.