AB Standartları , Baskı ve Değişim

 

Emekliliğimin  yaklaştığı yıllarda  dünya üzerinde bir değişim fırtınası boy göstermeye başlamıştı.

1990 lı yıllarda özellikle Japonyadan yola çıkan bu düşünce yapısı özellikle  Değişim =  Fırsat denklemi ile  tüm ülkelere yayılmış ve  büyük holdingler kendi şirketlerini  bu çalışmalara yöneltmiştir. Bu nedenle ülke şirketlerince yabancı danışmanlara  , dışkılarında boncuk varmış

Buscaglia,Leogibi,  bir davranışta bulunup oluk oluk yabancı para akıtılmıştır.

Biraz Ekonomide biraz da Şirket Yönetimlerinde görev yapanların hatırlayacağı gibi gerek Gümrük Birliği gerekse AB ye giriş için bu konularda uzman olan yabancı  kuruluş ve şirketler ülkemize gelip varlıklarına varlık katmışlardır.

Ben bu konunun AB standartları tarafının ürün ihracatı ayağı nedeni ile bir miktar içinde bulundum.

AB içinde yer alan ve özellikle sınai parça ve ürün ihraç ettiğimiz Almanya ve Fransa benzeri ülkelere bu işlevi yerine getirebilmek için gerekli Kalite  Standartlarını sağlamak çok önemli oldu. ABD ülkelerinde de kalite beklentisi en az Avrupa ülkeleri kadar olunca bu iş çığ gibi büyüdü. İhracat yapmak için  İSO Kalite Belgesi almak zorunlu oldu. Bu nedenle bu gün Orta Öğretimde durumu tartışılan Dersaneler gibi Yabancı Firmalar türedi .

Bu belgeyi vermek için şirketlere gelip denetim yapacak firmalara muhatap olacak Şirket Personeli seçildi ve çalışmalar başladı.

Ancak zaman içinde bu şirket elemanları yaptıkları işi o kadar benimsediler ki kraldan fazla kralcı bir konum ile çalışmalarını sürdürdüler. Denetimde şirket başarılı olmazsa hangi kısım bu işte düşük puan alırsa ihale onun üstünde kalır diye her bölüm yöneticisini hem gerdiler hem de adeta İSO korkusu ile onlara baskı kurdular.

Bir de baktık ki şirketlerin bir çok değerli yöneticileri kendi asıl görevlerinde başarılı olmasına rağmen denetleme korkusu ile yaşadıkları sıkıntı nedeni ile hepsi birbirine benzeyen adeta piyona döndüler.

Ben insanların belirli bir korku altında nasıl değiştiklerini o günlerde görmüştüm.

Ancak  bu yöneticiler bir süre sonra yetti artık dediler İSO sorumluları bas geri yaptı ve iş bir miktar regulasına girdi.

Ben bu günkü siyasi yapıda da o günkü tutturucu baskıyı görüyorum.

Bu gün ülkeyi yönetenler çözülmesi gereken dünyanın problemi varken sadece bir islam motifine odaklanmış durumda ve tüm ülke insanlarını  bu motife uydurma çabası içinde.

Herkes  onların istediği gibi  giyinecek ve yaşayacak . Çocuk sayısını onlar belirleyecek  nasıl doğum yapacaklarını ise  onlar söyleyecek.

Açık mekanlarda sigara içilmeyecek , içki ancak evde içilebilecek.

Yani sizin anlayacağınız herkes onların istediği gibi olacak.

Ancak bir İtalyan asıllı Amerikalı hiç onlar gibi düşünmüyor.

Onun adı Leo Buscaglia.

Bir yazısından bazı çümleleri sizlere aktarmak istiyorum.

 ” Çoğumuz sayısız saatleri boşa harcayarak kendi rahatımız için karşımızdakileri değiştirmeye çalışıyoruz.  

Eleştirerek, suçlayarak ve çeşitli manevralarla  karşı tarafı değiştirip amaçladığımız kişi kalıbına sokmaya çalışırız

Baskı ile karşı tarafı değiştirip yenileyeceğimizi varsayarsak, o kişiler için haklarımızı kötü kullanan düşüncesiz hatta zalim bir tip olur çıkarız.

Ve bu durum genellikle bir yarar sağlamaz. “

31 Mart 1924 tarihinde doğan bu değerli insan herhalde bizim ülkemizi yakından takip etmiş olmalı.

Çünkü 1998 yılında hayata veda etmiş .