Saç, Süpürge, Friedrich Hegel

Bu gün nedendir bilmem aklıma annelerimizin babalarımız için kullandığı bir deyim geldi. Onlar her hangi bir olumsuzlukta

” Onun için saçımı süpürge ettim ” derlerdi.

Bu bence bundan 60 yıl evvelki soysal olguyu gösteren fevkalade önemli bir laftır.

Bir de bu cümlenin başında bulunan ve her kadının kullanmadığı ” Nankör” lafı vardır ki yeme de yanında yat.HEGEL

Bu önemli deyiş bize şu önemli tesbitleri yapmamıza imkan vermektedir.

1- Kadının aile içinde kocasının gözü ile zerre kadar değeri yoktur.

2- Kadınlar uzun saçlıdır.

3- Kadınların  genellikle  eğitimli ve iş sahibi olmak gibi çok fazla bir istekleri de yoktur. Evde oturup evi temizlemek ve çocuk yapmak görevleri onlara fazlası ile yetmektedir.

Bu kadar teslimiyetçi bir yapıya sahip olan kadınlar arasında, herhalde aldıkları aile terbiyesinden dolayı , kocalarına pek bir tepki göstereni görmek olası değildi.

Çocukluğumda ben bunun karşıtı olan sadece bir aile gördüm.

Onlarla aynı apartmanda oturuyorduk ve en üst katta oturan bu ailenin evinden akşamları bağırtı eksik olmaz ve bazen de, herhalde birbirlerine sallıyorlardı, tabak çanak sesleri duyulurdu.

Her ikisi de aynı işyerinde çalışan bu aile sabah birlikte kolkola işe giderdi.

Bu durum benim çocuk kafamda kadını çalıştırmayacaksın, çalıştırırsan kavga çıkarıyor, gibi yanlış bir tesbite itmişti.

Sorun insan karakterindedir. İnsanların anlaşılmaz ve kabul edilmez egolarındadır.

” Açlıktan ölmek üzere olan bir köpeği besleyip doyurduğunuzda sizi ısırmayacaktır.bu,insanla köpek arasındaki temel farklılıktır.”

diyor Mark Twain.

benim çocukluğumdan bu güne 55 sene geçti.

Özellikle kadınlarımız kendine verilen imkanları kullanarak bu erkek egemen dünyada tahsilli ve görgülü bir kesim yaratma hususunda çok önemli bir yer kazandılar.

Fikir kadını oldular ilim kadını oldular.

Çok önemli bir deyişi sizinle paylaşayım.

” Okulda anladıkça başarmaya başlarsınız,
hayattaysa başardıkça, anlamaya.”

Sonra bu günlere geldik

Kadınlara sadece çocuk yapıp evlerinde oturmaları, seküler aydınların herkese açık olması gereken alanlara alınmaması , gözaltılar yoluyla kurulan korku imparatorlukları.

Osmanlıya dönüş özlemi. Hep tarihe gönderme yapmalar

Friedrich Hegel

” Tarihten aldığımız ders şudur; insanlar tarihten ders almıyorlar.”

diyor

Bu işin sonunun ne olacağının sonunu bilmiyorum ancak hayatın sonunu biliyorum.

Öyle veya böyle , o yaşta veya bu yaşta, o yerde veya bu yerde ölüyorsun.

Durumuna göre belki vasat belki de çok şaşaalı bir cenaze oluyor.

Ama işte o kadar, şan şöhret hırs hepsi oraya kadar

Durumuna göre belki de bir mermer lahit yapıyorlar  başına bir de mezar taşı dikiyorlar.

Sonra !!

İnsanlar da kabir ziyaretleri sırasında o muhteşem mezarın da önünden geçiyorlar.

Ama şu iyi bilinmeli

” Belki de insanların birbirlerinden kıskanmayacağı tek şey mezar taşlarıdır,kimse bir diğerine aaa ne de güzel mezarı varmış demez ”