Futbol, Cezaevleri,E.M Cioran

Bu gün Pazar. Önemli turnuvaların sürdüğü bir futbol yoğunluluğu ile geçen haftayı geride bıraktık.

Şampiyonlar Liginde Galatasaray Real Madridi yenerek bu lige veda etti.

Fenerbahçe ise UEFA liginde Lazio’yu eleyerek son dört takım arasında yer almayı başardı.

Bu günkü yazımın konusu asla futbol değil. Buradan yola çıkarak ülkemin insanlarının davranışlarını basitçe analiz etmek istiyorum.

Bir ülke düşününkü Fenerbahçe takımını tutanlar Galatasaray hem elensin hem yenilsin istiyor. Eğer maç mağlubiyetle bitseydi inanın Caddede Fener bayrakları ile dolaşır bir de üstüne Fener Alayları tertip ederlerdi.

Galatasaraylılar bundan farklımı sanki. Dün Fenerbahçe’nin tur atlamasına en az Lazio taraftarı kadar üzülmüş tonlarca Galatasaray taraftarı vardır. Adım gibi eminim.

Beşiktaş takımının idarecilerine bakarmısınız. Sene başında parasız oldukları için oyuncu transfer edemeyip takımlarını çalıştıracak antrenör bulamayan bu kişiler Beşiktaş sevgisi ile görevi kabul edip bu güne kadar kadro darlığı ve sakatlıklar nedeni ile oluşan sıkıntılara rağmen bence çok başarılı olan hocalarını kovalamak için hazırlıklara başlamışlar. Sebep biraz mali durumları düzelmiş. bir değerli yönetici beyanat veriyor ” Biz mali durumu bir az olsun düzelttik. Görev şimdi futbolcularda”.Hem de aynı yıl içinde. Biraz insaf derler adama.

Trabzonspor ise başka bir alem. 1975-1984 seneleri arasında 6 kez şampiyon olan takımın bu başarısının en büyük nedenlerinden biri o dönemdeki yabancı sayısındaki kısıtlamadır. Türkiyede takımlardaki yabancı oyuncu sayısı 1959 da 1 idi 1966 da 2 ye çıktı. Geçen sene 10 olan yabancı sayısı bu yıl 8 e düşürülmüş ve 6 tanesinin sahaya çıkmasına izin verilmiştir.

Trabzon taraftarının bağırıp çağırması abesle iştigaldir. Bir yıldız oyuncuyu hangi para ile transfer edeceksiniz diye sormuyorum. İstenirse parayı her zaman bulmanız mümkün olabilir. Ancak gelen futbolcunun , eğer evli ise ailesini ve çocuklarının gün içinde vakit geçirmesini, eğitim imkanlarını nasıl sağlıyacaksınız.Her gün horon teperek yaşamak mümkün değil. Bu nedenle ancak yüksek paralarla orta kalite ve bekar futbolcuları transfer edebilirsiniz. Onları da hepsi Teknik Direktör olan şehir ahalisi bayıltır. Oyuncu izin günü olsa bile eğlence mekanına gidemez, geç vakit ortada dolaşamaz, şehri terkedemez. Kısaca söylemek gerekirse yabancı oyuncu sayısı azaltılmadığı takdirde Trabzonspor’un şampiyon olması hayaldir.

Mağdur insanlara arka çıkmış gibi olduk ama bu savımız tamamen siyaset dışı kesim ve bireyler içindir.

Siyasette ise mağdur olduğunu, çok acı çektiğini anlatan kişilerin bu bloğumla uzaktan yakından bir ilişkisi yoktur.

Kendisi için yerlere halı döşenmiş, buzdolabı ve TV si olan 5 yıldızlı otel kalitesindeki özel koğuşlarda kalıp, özel balık ziyafetleri ile , güya hapiste imiş gibi, 4 ay misafir edilen siyasiler ise kesinlikle bu bloğumun dışındadır.

Bilmem aranızda E.M Cioran’ı tanıyan varmıdır. Kendisi Rumen olup (Romanyalı değil) 20. yüzyılın önemli retorik ( hitabet) sentezcisi olarak kabul edilir.(1911- 1995)

Onun bir tesbiti ile bu günü tamamlayalım.

 ” En büyük zalimler,kafası kesilmemiş mazlumlar arasından çıkar.”