Geçmişin Hasreti, Canlı Hayaller, Tarık Akan

Seneler geçiyor, ömürler bitiyor, herkes yaşlanıyor.

Ben herkesin yaşlanacağını tahmin ederdim de bir Tarık Akan’ın yaşlanacağını hiç düşünemezdim.

İlk çevirdiği filmlerdeki Tarık Akan‘a bir bakınız bir de şimdikine. Salon komedilerindeki ve Hababam sınıfındaki Tarık Akan’a bu gün kendisinin bile itirazı olabilir.

Bu konu ile ilgili olarak Epicur’un önemli bir tesbitini hatırlatmak isterim. O’‘kişileri etkileyen olaylar değil,o olaylara verdiği anlamlardır” diyor.

Bilmem bana katılırmısınız, Minkeos olarak benim düşüncem insanların yaşlandıkça anne ve babalarına daha çok benzemeleridir. Gençliğinizde yaptıkları eylem ve söylemlerinden dolayı kuşak çatışmasına bile girmeyi göze aldığınız ebeveynlerinizi ileri yaşlarda giderek dilinizden düşürmemeye başlarsınız.

İnsan yapısını büyük usta  Charles Bukowski ne güzel özetliyor.

” İnsan; geçmişin hasretçisi, geleceğin özlemcisi, yaşadığı anın şikayetçisidir”. 

Geçmişe neden bu kadar hasret duyduğumuza da en iyi açıklayanlardan biri de bence ABD’li roman yazarı, şair ve senarist.Paul Auster’dir. Onun cümleleriyle

 ” Sen istersen eğer, geçmiş unutulabilir; ama yaptığın her seçimde bir daha düşün: çünkü gelecek, geçmiş kadar insaflı olmayabilir”.. diyor.

Geçmişe özlem duysak da ben bir çok kimsenin bana katılmadığı ancak her zaman savunduğum fikrimi tekrar yazacağım.

” Hangi yaşta olursanız olun hayallerinizi hep canlı tutun ve hiç kaybetmeyin.

Unutmayın

“Önce hayaller ölür, sonra insanlar”  diyor Shakespeare