Güller ve Taşlar

” Bu hayat bana, insanların çoğunun gülemediği için ağladığını, susamadığı için konuştuğunu ve laf olsun diye yaşadığını öğretti.” demiş Chuck Palahniuk.

Bilmem fark ediyormusunuz , epey uzun zamandır insanları güldürmese bile tebessüm ettirmeye dönük bloglar yazıyorum.sinema

Nedeni ülkede yaşananlar ve bu duruma futbol takımı taraftarı gibi yaklaşan insanlar.

Bizim çocukluğumuzda anneler sabah kalkınca bu gün ne pişireceğim diye düşünürlerdi.

Bu gün evladım , kocam akşam sağ salim eve dönecek mi diye kaygılılar.

Ben bunun benzerini 1979 da da yaşamıştım.

Çocuklarım daha küçüktü.

Ancak o zaman ne AVM  ler vardı ne de canlı bombalar .

Anlayacağınız şimdi durum daha da vahim.

Bu nedenle yazıma çok sevdiğim yazar Chuck Palahniuk’ un tespiti ile başladım.

Sonunda bizim laf olsun diye yaşadığımızı söylüyor.

Benim çocukluğumda bir anne mahallenin bütün çocuklarını alır sinemaya götürürdü.

Arkadaşlarım sadece insandı.

Dinleri, etnik kimlikleri konu bile edilmezdi.

Basketbol oynarken Rumların çoğunlukta olduğu Beyoğluspor , Ermenilerin  çoğunlukta olduğu Şişli takımları vardı.

Birlikte sevgi ile oynardık.

Hep beraber partilerde dans eder akşamları  Moda burnunda Moda Kulübünden yayılan müziği dinlerdik.

Biz laf olsun diye yaşamadık .

Ancak sonra ne olduysa oldu.

Bu günlere geldik.

İyilikler güzellikler unutuldu.

Zaten bu hep böyledir.

” Atılan güller solar, geride hep taşlar kalır”