Gürbüz Çocuklar

” Hayat, duygulananlar için bir trajedi, düşünenler için bir komedidir.” demiş La Bruyere.

Bu satırları okuyunca kendi hayatımı düşündüm.

Çoğunluğu hayal ile geçmiş.bebek

Çok küçükken gazetelerden dergilerden kahramanların ve onların düşmanlarının resimlerini özenle keser ve bir birleri ile dövüştürürdüm.

Pekos Bil mecmuasını şimdi çok kimse hatırlamaz.

Güreşçi Hamit Kaplan’ ı da..

Ben o kahraman ile değerli güreşçimizi  çarpıştırır ağzımla da fışt fuşt diye mücadeleyi seslendirirdim.

Serde Türklük var ya, hep Hamit Kaplan kazanırırdı.

Daha sonra hayallerim başka konulara evrildi.

Yeşil panjurlu bir ev ve gürbüz çocuklar hayalim ise hiç olmadı.

İyi ki de olmamış.

Adamdaki  hayale bak hayatına bak diyeceklerdi.

” Bir tek yaptıklarımızın bir anlamı vardı. ne dediğimiz, ne düşündüğümüz hiç mi hiç önemli değildi.”  demiş ya Marcel Proust.

Sanki adamı haklı çıkarmak için dünyaya gelmiş biriyim.

Arkadaşlar dostlar esprili , gamı kasveti bünyesinde pek barındırmayan , her şeyi makaraya alan kimliğimi ön plana çıkarttı, duygularımı , hayallerimi ve insan yapımı önemsemedi.

Bütün bunları yazmamın nedeni sizlerin arasında da hayatta kendini doğru ifade edemeyen insanların olduğunu bilmemdir.

Beni de anlamıyorlar diyenlerin seslerini duyar gibiyim.

Hayatta hiç kendim ile ilgili bir hayalim olmadı.

Bu gün her türlü Şans oyununa katkı veriyorum.

Kazanırsam yetmiş yaşından sonra gelen para ile  kendim için ya Aile Kabrimizin yakınına bir çeşme , ya da uygun bir yerde ücretsiz bir tuvalet yaptırırım.

Üstünde bir yazı

” Ey vatandaş , bu yaştan sonra gelen bu para için yapmadan geçme.”

Herkese tavsiyemdir.

Gene de bence hayallerinizden hayatınızın sonuna kadar vazgeçmeyin.

Hayallerimiz gökteki yıldızlara benzer, onlara ulaşamasak da daima bizi aydınlatır.