Haksızlık Kamçısı

arnold palmer

Bu günkü bloğumu haksızlığa ayırdım.

Çok zor bir konu olduğunun farkındayım.

Çünkü herkes yaptığı işin doğru , uygulamasının ise haklı olduğunu düşünür.

Yanlış ve haksız olsa neye yapsın ki?

Ama olaylara bitaraf gözle bakar iseniz durum hiç de öyle görünmüyor.

Bizim çocukluğumuzda ülkemiz  insanlarının , o  günkü Hindistan gibi , en az % 80 i köylerde yaşardı.

Genellikle tarım ve hayvancılık ile uğraşırlardı.

Bu güne bakarsak Hindistan’ da  aşırı gelişmeler, tarımsal verimlilik gibi nedenlerle köylerde yaşayan oranı % 70 e gerilemiştir.

Ülkemizde ise şu an , uygulanan politikalar sonucu , sadece %20-25 nüfus köylerde kalmış diğerleri özellikle büyük şehirlere göçetmiştir.

Hindistanda konuşulan 23 dil vardır.

Bunlardan  Hintçe ve İngilizce resmi dil olarak kullanılmakta diğer diller Tanınmış Resmi Diller olarak geçmektedir.

Hindistan, resmi dini olmayan laik bir devlettir. Temel dinler arasında Hinduizm (% 82), İslam (% 12-15), Hristiyanlık (% 2.3), Sihizm (% 1.9) Budizm (% 0.8) ve Jainizm (% 0.4) yer alır. Yani o ülkedeki Müslüman sayısı ülkemizden fazladır. Hindistanda  Hindularla Müslümanlar arasında en büyük sıkıntı Kurban Bayramlarında çıkmaktadır. Çünkü , bilindiği gibi Hindular için inek kutsal olup kesilmemekte ve şehir merkezlerinde bile serbestçe dolaşabilmektedirler. Müslümanlar ise Kurban Bayramlarında kesim yapmaktadırlar. Ancak bu durum bile ülke içinde büyük bir sıkıntı yaşatmamakta insanlar bir şekilde birlikte yaşamaktadırlar.

Peki bütün bu yazdıklarımdan şu anlam çıkartılabilirmi ?

Bu  gün ülkemizin yaşadığı önemli sorunların çıkışı şehirlerin göç alması ile ilgili midir ?

Bana sorarsanız çok büyük bir ağırlığı vardır.

Çok kabaca değerlendirilmesi gerekirse , bence , yıllardır uygulanan politikalar sonucu köylerdeki şehirlerdekilere göre daha az tahsilli kimseler önce kentlere gelmiş ve özellikle kamu arazilerine konuşlanmış , evler yapmış ve kendilerine verilen , oy amaçlı ,  yol, elektrik telefon  ve otobüs imkanları nedeni ile büyük rant sağlamış ve giderek kendi hemşehrilerini de davet etmiş  ve bu durum şehirlere göçü hızlandırmıştır.

Yaşananlar bir yandan özellikle yüzyıllardır büyük şehirlerde yaşayan her dinden ekalliyet nüfusu dahil olmak üzere şehrin eğitimli esas nüfusunu zora sokmuş ama bence bundan daha önemlisi özellikle Doğu ve Güneydoğudaki köy ve benzeri yerleşimlerde nüfus azalması nedeni ile oradaki çıkar çevrelerinin ekmeğine yağ sürmüştür.

Bizim şu an yaşadığımız durum Hindistanda olsa ve halkın % 80 i şehre yerleşmeye kalksa ne olacağını şöyle bir düşünün.

Artık ülkemizde işler öyle bir raddeye geldi ki özellikle seküler kesim ” Ananı da al git ” konumuna adım adım geliyor veya getirilmek isteniyor.

Peki bundan sonra ne olur bu konuda fikir yürütmek zor.

Ama bir Amerikalı bir  tip sıkıntıları  yaşam savaşı olarak adlandırmış.

O

” Size yapılan her haksızlık kamçınız olsun. Yaşam savaşını kazanan her zaman en güçlü olan değildir.”  diyor

Bunu söyleyen hangi değerli filozof diye düşünmeyin.

Onun adı    Arnold Daniel Palmer  10 Eylül 1929 doğumlu , “Kral” takma adıyla tanınan ABD’li profesyonel golfçü.

Ya işte böyle