Kahveye Gel Kahveye

İdam kelimesinin bu ara çokça dile getirildiği bu günlerde  idamın geçerli olduğu zamanki bir fıkra hatırıma geldi.kahehane

Adamın biri akşam saatlerinde bir kahveyi basmış ve içerideki beş kişiyi tabanca ile vurup öldürmüş.

Yakalanmış ve hakim önüne çıkarılmış.

Hakim olayı anlat bakalım demiş.

Adam ” Hakim bey ” demiş ” sabah erkenden kalktım önce bir yumurta haşladım güzel bir çay yaptım.”

” Oğlum ” demiş ” Bırak kahvaltıyı akşama gel akşama”.

” Tamam geliyorum ” demiş adam ” Sonra dışarı çıktım deniz kenarında arkadaşlarımla buluştum öğlene kadar onlarla oturdum konuştum.

Daha sonra baktım karnım acıkmış.

” Kahveye gel artık ” demiş hakim.

” Geliyorum Hakim Bey ” demiş adam ” Önce bir süzme mercimek çorbası sonra bir tas kebap üstüne peynir tatlısı ”

” Oğlum laf anlamıyormusun ” demiş Hakim ” Kahveye gel kahveye !”

Adam ” Gelmem Hakim Bey ” demiş.

” Gelsem asacaksınız .”

Yetmiş yılı aşmış hayatım bana idamların insanları durdurmadığını gösterdi.

Düşüncem insanları ancak sevginin bir araya getirebileceğidir.

Oscar Wilde’ da buna işaret etmiş.

“Düşmanlarınızı her daim sevin. Hiçbir şey canlarını bunun kadar sıkamaz.”  diyor.

Ancak işin en zor yanı toplumun huzuru.

Toplum bunu nasıl sağlayacak?

”Huzuru, kendi içimizde bulamazsak başka yerde aramak boştur.”  diyor François de La Rochefoucauld.

Galiba haklı.