Kelp, Koyun, Jean François Lyotard

Günlük yürüyüşümü yaptığım güzergahın üzerinde çok küçük bir iş yeri açıldı . Muhtemelen tek oda  ve tuvaleti filan yok . Sadece bir musluk var. Sabah erken saatten iyibaren çay yapıp satıyor.

Daha sonra kapının önüne iki küçük masa sekiz de  de sandalye koydu. Bir fırın ile de anlaşmış herhalde. Poğça, simit ve benzeri unlu mamulleri de oradan alıp çayın yanında yemek mümkün . Bayağı da iyi iş yapıyor.

İşyerinin açılışının ilk günlerinde hemen oraya bir dişi köpek yanaştı.

Bilmem sizin yaşadığınız yerlerde de varmıdır, sokaklar sevgi ile alınmış heves geçince bırakılmış köpeklerden geçilmez.

Köpeklerin cins olmayanlarına Anadolu’da KELP denir. Artık sokaklarda böyle köpekleri bulmak mümkün değil. Ya saf kan köpekler görürsünüz ya da melezleri.

Anlattığım köpek  bir Alman Çoban Köpeği kırması.Masaların yanında sessizce bekliyor. Müşteriler yedikleri açma , poğça ve simitlerden ona parçalar atıyorlar onunla besleniyor. İş yeri sahibinin koruması gibi davranıyor. Adam nereye giderse yanında gidiyor.

Yaşadığım bu olay beni 1979 yılına götürdü. O zaman Feneryolunda bir apartmanın giriş katında kirada oturuyoruz. Köyden bir kuzu gönderildi. Epey yetişkin, biraz besleyip Kurban Bayramında keseceğiz.

O zamanlar köpek beslemek moda. Herkes akşamüstü ellerinde süpürge faraş , yanlarında köpekleri gezmeye çıkıyor. Bende köpek alacak para ne gezer, kuzumu aldım, elimde de bir yeşil dal . Ben önde o arkada diğer köpekli insanlarla birlikte  piyasa yapıyoruz. Ben nereye gitsem kuzum da arkamdan geliyor. Dalı da attım . Hem gidiyor hem de arkamda mı diye bakıyorum . Hiç problem yok.

Bir süre sonra arkamda bir sessizlik, dönüp baktım kuzu muzu yok.

Hemen geri döndüm . Sokakları dolaşıyorum. Sonunda kuzumu gördüm. Bir başkasının arkasına takılmış , koyun koyun takip ediyor.

Bu gün gündemde olan Barış Süreci ile ilgili yapılan çalışmalara şöyle bir bakıyorum da , iktidarın bu işi hiç istemediği ve asıl arzusunun bu çalışmalara milleti odaklayarak kendi amaçlarını sessizce yürütmek olduğu o kadar açık ki.

İmkan bulduğu anda çömlek patlatacak ve işin başarısızlığını kendi dışındaki kişi ve kurumlara ihale edecek.

“İnsana yapılacak en büyük kötülük, onu bir umudun içine hapsetmektir.” diyen Filozof, edebiyat teorisyeni, postmodernizmin ve postmodern felsefe ’nin öncülerinden olan çağdaş Fransız düşünürü Jean François Lyotard’ u taktıkları bile yok.

Kendisinden umut bekleyen insanlara  cins köpek değil, KELP değil koyun muamelesi yapmaları da cabası. Ancak koyunların davranışını da gözden ırak tutmamak lazım.

Bekleyip göreceğiz.