Babalar Günü

Bu gün Babalar Günü.

Bu yazı zor.sünnet

Çünkü ben de babayım.

Neyse

Bizim çocukluğumuzda babalar ağır abi idi.

Biz analarımızın yanında dolanırdık.

Önemli günlerde baba devreye girerdi.

Bunların başında da sünnet gelirdi.

Sünnetin en önemli simgesi ise saatti.

Saat pahalı idi.

O zamanlar bu günkü gibi elinde çanta ile dolaşıp saat satan Afrikalı kardeşlerimiz yoktu.

Bu nedenle baba sünnette , tüm imkanlarını kullanır, oğluna saat takardı.

Başka bir akraba da , saygı nedeni ile, ikinci bir saat takmazdı.

Benim  de bir Nacar marka saatim oldu.

Okula götürmezdim bakarsın  itiş kakışta kırılır .

Biri belki saat sorar diye hafta sonu onu takar sokağa çıkardım.

Hava güneşli ise diğer elimle üstünü kapatırdım.

Güneş ışınlarından zarar görmesin diye.

Hadi babanı anlat derseniz

İkimiz de yemeği çok sevdiğimiz için  birlikte kebabı , kuzu tandırı löp löp götürdük.

İşkembe ,  ayak  paça  içtik , kelle  kokoreç yedik.

Çok ta iyi yaptık.

Babalar günü yazımıza sünnet ve saat ile başlamıştık.

Yüzümüz bir az gülsün diye aynı konu ile ilgili bir fıkra ile bitirelim.

Çok yakın bir zamanda bir sünnetçi bir iş yeri kiralamış vitrinine de bir saat koymuş.

Sünnette saatin ne kadar önemli olduğunu bilmeyen kişiler sünnetçiye sormuşlar.

” Neden vitrine saat koydun ? ”

Cevap net

” Ne koyaydım ? ”