Beni Seven Arkamdan Gelsin, Konfüçyus

 

Bu gün sizi 60 sene öncesine götürüp hayata oradan benim gözümle bakmanızı istiyorum. Her zaman söylediğim gibi bütün tesbitlerim bence veya bana göredir ve doğru olduğunu göstermez. ( Şu tesbitin yumuşaklığını  sayın başbakan Gezi Parkındakilere ilk gün gösterseydi bu gün çok farklı yerlerde olurduk.)

Benim çocukluğum Üsküdarda geçti. Vapur iskelesine doğru Alptekin Şekercisinin karşısında Balıkçılar Çarşısının hemen yanında o zamanlar Yeni Çarşı adı verilen dükkanların inşaat duvarlarının arasında ilk çocukluk kavgalarını yapmıştık.

Ben İnkilap  Mahallesinin çocuğuyum. Sokağım Evliya Hocadır. İnkilap ile Hoca o zamanlar ne güzel örtüşürmüş. Bir de bu günkü halimize bakın.

Zaman zaman bizim hemen üstümüzde olan Toygar Tepesindeki çocuklarla maç yapar gibi dövüşülürdü. Önce iki taraftan da birer kişi biraraya gelir ve kavganın hangi gün ve kimin sahasında yapılacağı kararlaştırılırdı.

Alet yoktu. Elle dövüşülürdü.

Kura sonucu ya biz Toygar Tepeye çıkar sopa yerdik. Ya da onlar bize gelir sopa yerlerdi.

Ben şimdi neden dövüştüğümüzü düşünüyorum da hiç bir şey bulamıyorum. Herhalde bölge egemenliği idi.konfiçyus

Ben Üniversiteye kadar biraz kavgacı idim. Özellikle Alman Lisesinde bir geçmiş bloğumda yer verdiğim gibi  günde 2 tane olan Grosse Pause’lerde ( 15 dakikalık büyük teneffüs ) kavga etmek için randevu verdiklerimi hatırlamak için arka cebimde küçük bir not defteri vardı ve genellikle kavga ettiğim çocukla , aradan epey zaman geçtiği için, neden itiştiğimi de pek bilmezdim.

Ancak o zamanlar bizim gibi gençlerin, delikanlıların birbirine bağlılığı da had safhada idi. Genellikle arkadaşlarımızın kızkardeşlerine rahatsızlık verildiği zamanlarda ağbi ” BENİ SEVEN ARKAMDAN GELSİN” dedimi arkadaşları hiç soru sormadan arkasına takılırdı.

Ben 1960 darbesinde Lise öğrencisiydim. Darbe sonrası herkes evlilik alyanslarını Devrime Hediye etti ve yerine şimdi malzemesini bilmediğim yüzükler aldılar. Benim annem,babam kendi alyansları ile yaşamlarını sürdürdü.

Daha sonra bal tutan parmağını yalar misali Silahlı Kuvvetlerimiz maaş, özlük hakları,emeklilik gibi çok özel ve iyileştirilmiş şartlara sahip oldu. Eğitim Tesisleri altında yararlandıkları Kamplar ve Sosyal Tesislerin yanısıra Ordu Evlerinde her türlü ihtiyaçlarının ülke vatandaşlarından daha uygun şartlarda sağladığı ve Orko vasıtasıyla çok uygun olarak temin ettiği malzemeler nedeni ile ülkenin diğer kesimlerine göre üst bir hayat seviyesi sağladı.

Bu konuda hiç bir itirazım yoktur ancak beni üzen böyle bir komün yaşantısının onları ülke insanından soyutlamış olmasıdır.

Bu gün muhalefette bulunanlar için ise söyleyeceğim ilk şey bu güne ülkemizi kesinlikle onların küslükleri , kavgaları ve ayak oyunlarının getirdiğidir.

Ben oy kullandığım yaklaşık 50 yıl içinde takım tutar gibi ne parti tuttum nede bir izmin arkasından gittim, oyumu kendimce ülkeme faydalı olduğunu düşündüğüm yolda değerlendirdim.

Sadece 2 oyumu gönlümce verdiğimi söyleyebilirim. Biri Erdal İnönü’ye biri Özal ‘adır.

Bu nedenle muhalefet partilerinin kavgacı ve uzlaşmaz tutumlarını bırakmalarını ve Silahlı Kuvvetlerimizin sadece bayramlarda apolet ve düğmelerini parlatıp Anıtkabire çıkmalarından daha fazlasını yapmalarını çok önemsiyorum.

İki gün evvel yazdığım bloğumda

Gerek İktidar gerekse İktidar karşıtı olan muhalefet partileri  Gezi Parkındaki Y Nesli  dediğimiz bu gençlere hitap edecek kalite ve vasıflarda kadro ve liderlere sahip değildir.

demiştim.

Bu arada önemli bulduğum için Ana Muhalefet Partisine ayrı bir uyarıda bulunmak istiyorum.

Kendilerinin bence çok önemli bir yanlışı 50 yıldır memleketimizdeki insanların eğitim seviyesini hiç göz önüne almayan sadece kültürlü ve belirli kaliteye hitap ettiği bir dil kullanmasıdır. Sanki özellikle yapıyorlarmış gibi uzun cümleler kurmakta ve gündelik hayatın ağızını hiç kullanmamaktadırlar.

Bu gün kamera ve mikrofonlara çıkan sayın sözcü ” Jargon”  kelimesini iki defa kullanmıştır. Kendimi biraz tahsilli kabul eden ben bile konuşmadan sonra  Sözlüğe bakmak zorunda kaldım.  Artık bütün vatandaşların anlayabileceği dilde konuşan ve gençlere yakın yaşlarda bir sözcünün gerektiğini umarım anlarlar.

İktidara gelince

Gezi Parkı olaylarında devamlı lafı getirdikleri Ağaç, Çevre, Çiçek Böcek olayı sorun değildir. Gezi parkında toplananlar bağcıklı ayakkabı giymek istemiyoruz, makosen istiyoruz deseydi bile sonuç aynı olurdu.Olayları patlatan sabaha karşı Taksim Gezisine polisin yaptığı acımasızca ve insafsızca  saldırıdır.

Bu saldırı sonrası o güne kadar kendi görüşlerine göre şekillendirildiği eğitim şekli , mevcut okulların İmam Hatiplere verilmesi, Yaşam Biçimleri, Yaşam ve Kılık Kıyafet biçimleri ve bunun gibi bir çok sosyal hayatlarında yaşadıkları baskılar tepkilerin temel nedenidir.

Ancak üzülerek söylemek lazımdır ki bu düzgün amaçlı gruba kaynak yapan ,özellikle kendini ifade edip sesini duyurmak isteyen amaçları farklı  marjinal gruplar, bu insanların deneyimsizliğinden de istifade ile ,” Elma+Armut= Şeftali ”  bir topluluk oluşturmuş ve iyi niyetli insanlarının tüm emeklerini mahvetmişlerdir.

Ben bu durumu iktidarın anlamadığını değil işine gelmediği için anlamazdan geldiğini ve devamlı şeftaliyi konuşarak olayları  amaçlarına uygun bir mecrada  sürdürdüğünü düşünüyorum.

Ancak şiddeti artıracak bu kinin nedenini bilmiyorum

Burada

 ” intikam için yola çıkmadan önce iki mezar kaz “ diyen Konfüçyüs’ ü hatırlamakta yarar görüyorum.

Bir de özellikle her kademedeki iktidar sözcülerine baktıkça ortada ne kadar da çok Pinokyo varmış diyorum. Hele bazılarının burnu o kadar uzadı ki sağdan sola dönemiyor.

Yazımın başında anlattığım anımda yer alan ” Beni seven arkamdan gelsin” mitinglerini saygı ile karşılıyorum.

Ama bence çare değildir.

Hele önümüzde çok sancılı geçeceği belli olan bir de Barış Süreci var.

Bu süreci ” İçerdeki Hainler, dışardaki İşbirlikçiler ” söylemi ile çözmek imkansızdır.

Allah hepimizin yardımcısı olsun.