Gelin Kaynana

Bu gün sizlere masal anlatma günü.

Çok eski günlerde orta halli bir ülkede her dilden,her inançtan insanların yaşadığı bir mahalle varmış.

O mahallenin insanları birbirlerini sever ve hatta evlerinde özel bir yemek yapınca kokmuştur diye komşularına da bir tabak yollarlarmış.emin kemal özer

Çocuklarını birbirinden ayırmaz hepsini kendi çocukları gibi severlermiş.

Ama siyaset denen bir olgu var ya.

Bu olguyu meslek olarak kabul eden ve nemalanan bir kısım insan bu dostluğu bozmak için zaman zaman uğraşsa da netice alamazmış.

Bir gün mahallenin çocuklarından biri, hakkında pek de iyi konuşulmayan bir kızla evlenmiş.

Gelin eve geldikten sonra bir süre tüm mahalleye dost bir davranış sergilemiş.

Özellikle kaynana gelinini yere göğe sığdıramıyormuş.

Mahallede, yaptığı hayır işleri nedeniyle , olumlu bir ağırlığı olan kaynananın bu davranışı bütün insanları etkilemiş.

Bir zaman sonra gelinin kötü huyları ortaya çıkmış ama kaynana hep arkasında imiş.

Kafaları karışan insanlar bölünmüşler.

Kimi gelin iyi kaynana kötü demiş kimisi ikisi de iyi kimisi ikisi de kötü.

Günler  geçtikçe gelin tavrını daha da netleştirmiş.

Bir gün gelin kaynanayı kapıya atmış, mahallede sadece beni sevenler iyi diğerleri kötü, kaynana ise en kötü demiş.

Mahalleli hadi gelini mahalleden atalım demiş.

Ancak üzülerek görmüşler ki kendi içlerinde de önemli miktarda yeni gelin yetişmiş.

Ümitlerini bir yazarın tespitine bağlamışlar.

Cesare Pavese“ye

”  Gene de bir iştir  beklemek. bekleyecek bir şeyi olmamaktır korkunç olan.”

Görünen şu ki gelinin mahalleden gönderilmesi ya kaynana ya da onun sevenleri vasıtası ile mümkün olacak.

Mahallelinin yapacak pek bir şeyi yok.