Haşlanmış Yumurta

Bu gün yazmak istediğim konu eşitlik.

Dünyadaki eşitsizliği analiz etmek değil tabii ki amacım.

Ben sevgide çiftlerin yaşadığını değerlendirmek istiyorum.

Bu konuda fevkalade etkisinde kaldığım bir tespiti size aktarmak isterim.

Irlanda’lı  yazar    Samuel Beckett    bır yazısında

” Elimi tut dedim. Elini ver diyebilirdim ama elimi tut dedim.” diyor.

Bilmem fark tam anlaşılıyor mu?

Elimi tut dersen sevgilini sana muhtaçmış gibi gösteren ve onu kendisinden bir çıt aşağıda gösteren bir üslup sergiliyorsun.

Elini ver demek ise tam bir eşitlik.

Gündelik hayatta da buna benzer bir deyim sık kullanılır.

” Arkandayım ”

” Bence  arkandayım demek doğru değil  yanındayım denmeli.

Ülkedeki çiftlerin bu gün yolda birlikte yürümelerini hatırlayın.

Bir de bizim gençliğimizi.

Biz arkadaş veya sevgili ile birlikte iken  merdiven çıkarken arkada , inerken önde olmamız  gerektiğini bilen insanlardık.

Çıkarken arkada dururduk eğer arkaya düşerse tutalım

İnerken ise önden giderdik düşerse bize tutunsun diye.

Ben Üniversitede okurken  bayan tuvaletlerinin önünde manto, çanta tutmada da pek meşhurdum.

Kızlar bana çok güvenirlerdi.

Okulda geçirdiğim saatlerin neredeyse yarısını bu ulvi görev  için kullandım.

Kitaplar çok kalın olduğu için kızların çoğu  vaktimin değerli olduğunu bilir bana Özet çıkarırlardı.

Sonra bir ikisi sen bunu da okumazsın diye Özetin Özetini çıkardı.

Sadece bir sömestr kaybettim. Herkes Ekim’de mezun oldu ben Şubat’ta.

Bir de şimdiki çiftlere bir bakın.

Vay anasını sayın seyirciler.

Kimin söylediğini bilmediğim bu deyiş belki bu günlere yardımcı olur

” İnsanlar sizi davranışlarınızla yargılarlar, niyetinizle değil. altın gibi bir kalbiniz olabilir ama iyi haşlanmış bir yumurta da öyle.”