Karınca Kararınca

Ekim 2012 den beri , karınca kararınca ,  blog yazarım.

Yazdığım blog sayısı 880.

Her gün için neredeyse bir blog.download

Yemek tarifi versen bu kadar yazamazsın.

Et  tavuk birbirine karışır.

Beni yazmaya teşvik eden oğlum Onurhan oldu.

Kendisi Yandex Türkiyenin teknik grubunu yönetir.

Yalnız kalmam ve biraz da hareket kabiliyetimin sınırlı olması, itiraf etmeliyim ki beni biraz üzüyordu.

Bunu iyi analiz etti.

Bilgisayar bilgisi nedeni ile bana güzel bir sayfa da yaptı.

Bu şekilde bana kendimi ifade şansını verdi.

Yazın arama motoruna ” Emin Kemal Özer ”

Çıkar karşınıza ” Emin Özer Günlük Kişisel Blog Yazıları ”

Tüm yazıları orada bulabilirsiniz.

Evvela spor yazıları ile başladım.

Daha sonra iş anılara döndü.

Bir süre eski günlere gittim.

Daha sonra ise , uzunca bir süre  felsefe , yazılarımın ağırlık noktası oldu.

Hem blog yazdım hem de ünlü düşünürleri , beni okuyanlara , tanıtmaya çalıştım.

Ve sonra kaçınılmaz olarak siyaset geldi.

Beni tatmin etmedi.

Karakter gereği , diğer yazarlar kadar köşeli ve taraf olarak yazmam mümkün değildi.

Arayışım devam etti.

En sonunda insanı yazmanın doğru olduğunu düşündüm.

Bütün yönleri ile.

Duygu ve davranışları ile.

Geçmiş , anı ve değerli düşünürlerden yardım alarak.

Ludwig Josef Johann Wittgenstein’ ın bir tespitini kendime örnek aldım.

Onun kelimeleri ile

” Yazımın, başkalarını düşünme sıkıntısından kurtarmasını değil, eğer olanaklıysa insanın kendi düşüncelerini harekete geçirmesini istiyorum.”

Yapmak istediğim tam da bu.

Şimdi size 2 özlü söz veriyorum.

Birincisi bir alman Atasözü

” Sürü içinde gidersen sadece popo   görürsün. ”

İkincisi ise anonim.

” Tezekten terazinin, boktan olur dirhemi ”

Hadi bakalım bu iki tespiti kullanarak bu gün kendinize bir blog yazın.

Ben yarın yazacağım.