Mutluluğu Beklemek

Bu günü gülmeye ayırmak istedim.

Ben gülmenin ne kadar önemli olduğunu ilk olarak bundan 54 sene evvel 1961 de  anlamıştım.

Genç Milli takım oyuncusu olarak Balkan Şampiyonası için Sofya’ ya gitmiştim.

Maçlardan arta kalan zamanda çıkıp dolaşıyorduk.download

Düzgün yollar , yollarda az sayıda insan.

Ancak sokakta yüzü gülen bir kişi bile yok.

Sağlığa önem vermek ise had safhada.

Spor hayatımın daha ilk yılında iki kaşımı da patlatıp hastaneleri dolaşan F.Bahçenin sakar bir oyuncusu idim.

İlk vukuatımda o kadar kanım akmıştı ki benimle hastaneye gelen takım arkadaşım üzerimdeki sarı formaya bakıp ” Doktor G. Saraylı olduğunu anlayacak ” demişti.

O turnuvada da hakkını verdim.

Ülkede olsam bir bant yapıştırıp devam ederdim.

Beni ambulans ile hastaneye götürüp kan almaya kalktılar.

Pırıl pırıl bir çivi ile parmağımı deldiler.

Ancak böyle başkasının kanı sizin kanınıza karışmaz , kan tahlili sağlıklı olur dediler.

Sonra döndük.

İlk yurt dışı seyahatimdi.

Sirkeci’de trenden indim.

Gülen , kahkaha atan insanların arasında Kadıköy vapuruna bindim.

Oh canım ülkem dedim.

Soranlara

” Bulgaristan’da düzgün yollar, temiz şehir , insan sağlığına önem vardı ” dedim.

” Ama gülen bir tek insan yoktu.”

Bu gün etrafınıza bir bakın

Hiç gülen insan görüyor musunuz?

Gülmemelerinin nedeni bence sadece acı çekmeleri değil.

MS 56 – 117 yılları arasında Roma‘da yaşamış hatip, avukat, senatör ve tarihçi Cornelius Tacitus acıyı kadın erkek üzerinden alaya almış.

Usta

“Kadınlar yitirmekten dolayı acı çekerler, erkekler de yitirileni hatırlamaktan.” diyor

Mutsuz olmak ise gülmemenin sebebi  hiç değil.

Victor Hugo

” Gülmek için mutlu olmayı beklemeyiniz, belki gülmeden ölürsünüz. ” demiş.

Gülmeye de bu günlerde o kadar ihtiyacımız var ki.