Sabah Saat 6:08, Soru Yanıt, Sorumluluk

 

Sabah saat 6:08

Ben aslında sabah daha erken kalkarım. Saat 4:50 gibi. Önce günlük bloğumun izlenme durumuna bakarım. Çünkü daha önce ifade ettiğim gibi çok sayıda yurt dışı izleyenim var. Benim geceyarısı yayınladığım yazıya  onlar Avrupada, özellikle A.B.D de makul saatlerde  ulaşabiliyorlar.

Sonra sıra gazeteleri açıp değerlendirmeye gelir. Her kesimden önemli kalemler okunur ve değerlendirmeye  çalışılır.

Daha sonra sıra peynirli yumurtaya gelir. Her sabah 2 yumurta peynirli. Bir zamanlar sağlık için çok önemli görünen kollestrolu ben hiç takmadım. Babam da takmazdı. Her kurban bayramında muntazaman kavurmadan  kuyruk yağını esirgemezdi. 94 yaşına kadar yaşadı.

Dün yaşananlar herkesin belleklerinde. Ben bu gün yaşanan olaylar ile ilgili herhangi bir yorum yapmak istemiyorum. Ancak günümüzde önemli gördüğüm bir kaç hususu da ifade etmek gerekiyor.

Bence dünün en önemli olayı sayın Valinin ilk cümlesinde saklıdır.

Kendisi Güvenlik Güçlerinin  Taksim Gezisindekilere müdahale etmeden 35-40 dakika önce gerekli uyarıyı yaptığını söylüyor.

Bu açıklama bile iktidarın amacını gayet net olarak ortaya koymaktadır.

Bu güne kadar ki barışçı ve olgun davranışları belli olan bu Gezi Parkındaki insanlara neden  4-5 saat evvel gerekli uyarı yapılmamıştır? Yapılsaydı ne kaybedilirdi?

Bu yaklaşık 20 gün süren Taksim Gezisinde yaşanan olaylar  bana şunu çok net olarak anlatmıştır.

Gerek İktidar gerekse İktidar karşıtı olan muhalefet partileri  Gezi Parkındaki Y Nesli  dediğimiz bu gençlere hitap edecek kalite ve vasıflarda kadro ve liderlere sahip değildir.

Artık eski ve demode usüllerle çağdışı bir yönetim ve muhalefet yapmanın kazanç sağlamayacağı açık olduğuna göre herkesin kadrolarını gözden geçirmesi ve revize etmesi gerekmektedir.

Ben dünkü yazımda  söylediğim gibi gençlerin artık evlerine çekilmesinin doğru olduğu hususunu tekrar etmek istiyorum.Stanislaw Lec

Ülke uyarılmıştır.

İktidarın her türlü provakasyon ve baskı uygulamasına rağmen, Gezi Gruplarının hiç bir şekilde gerilimi tırmandırmaması   ve sadece  sessiz bir duruş ile cevap vermesi onların ezberleri bozmuştur. Bu suretle istedikleri ortamı bir türlü sağlayamamakta ve sertleşememektedirler.

Lütfen en kısa zamanda evinize çekilin ve sizlere ihale edilmek istenen olayları yüklenmeyin.

Ülkemizin önünde Suriye sorunu ve Barış Süreci’nin devamı vardır.

Özellikle Barış Sürecinin sayın iktidarın İmralıya gidecek heyete bile elini sokması nedeni ile çok sancılı olacağını tahmin ediyorum.

Suriye sorunu ile ilgili olarak  ise gene sayın iktidarın dış dünyaya verdiği tepkiler nedeniyle bu sorunun, içinde yer alan büyük ülkelerin bize eskisi kadar değer vermemesi gibi bir sonuç doğurması da çok mümkündür.

Stanislaw Jerzy Lec’i bir hatırlıyalım. O

” Her sorunun ardından yanıtı gelmez,ama sorumlulugu her zaman gelir.” diyor.

Bu arada güncel bir bilgiyi de sizinle paylaşayım.

İran seçimleri sonlandı ve yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani oldu.

Oyların %52 sini alan Ruhani İrandaki rejim içinde daha ılımlı tanınıyor.

Glasgow Caledonian Üniversitesi’nden hukuk doktorası bulunan Ruhani’nin akıcı biçimde İngilizce, Almanca, Fransızca, Rusça ve Arapça konuştuğu biliniyor.. Hukukçu bir ilahiyatçının siyasette rotasının ne yönde olacağını bize zaman gösterecek. Ama ilk demeci bize hiç yabancı gelmiyor. Ruhani kendine oy vermeyenleri de muhabbetle kucakladığını söylüyor.

Kopyacı ne olacak. Ayrıca o kadar lisan bilse ne olur bilmese ne olur. Önemli olan insanın söyleyecek sözü olması.

Neden gülüyorsunuz ki?