Sevgi ve Saygı

Bir kaç gün önce bir yemek programına katılan  ” Kanseri Önleme Derneği” Başkanı hanım kızımız çok dikkatimi çekti.

Çok uzun yıllardır değişik kanserli hücreleri ile mücadele ediyormuş.

Bu mücadelesi hala da sürüyormuş.

Ve de evli.

Programın sunucusu olan hanımefendi ona bir yandan hastalıkla mücadele ederken diğer yandan zamanını bir dernekte çalışmaya ayırmasının aile hayatına etkisini sordu.

Başkanın cevabı beni çok etkiledi.

” Eşimin bu konudaki fikri şudur ” dedi.

” Sevgide serbestlik saygıda mecburiyet.”

Bu günkü yazıma bu tespiti konu olarak almak istedim.

downloadBeyefendinin söylediği eşlerin karşılıklı davranışları ile ilgili.

Demek istiyor ki

Sevginizi birbirinize serbest olarak ifade edebilirsiniz  ancak hayatını nasıl sürdüreceği konusunda da aynı saygıyı karşılıklı göstermek  zorundasınız.

Hadi bunu toplumumuz için tartışalım.

Önce sevgi

Toplumun eğitim seviyesi , aile yapısı ve genç çiftlerin çoğunlukla geçinememesi, çocuklarına baktırma mecburiyeti gençlerin anne ve babası ile birlikte oturması sonucunu doğuruyor.

Çanakkale Zaferi ile ilgili değerlendirmelerin en çarpıcı tespiti ülkenin o tarihlerde sadece % 10 unun okuryazar olması.

Bunların % 9 u ise azınlıklar

Rum, Ermeni Yahudi

Ülkedeki Türk nüfusunun sadece % 1 i okur yazar.

O günden bu güne ülkedeki yaşlı ve ileri yaşlardaki nüfusun ne kadarı eğitimini arttırdı derseniz.

Bunu sizin takdirinize bırakıyorum.

Eğitimsiz ebeveynler sorunlu demek işin bir yanı

Diğer yandan bu gün çocukları ile birlikte yaşayan orta ve orta üstü eğitimli ebeveynlerin de kendine özgü bir aile anlayışları var.

Onlar da çocuklarının yaşamından torunların geleceğine kadar her türlü yaşantısına , kendi gönüllerine göre, ayar vermek peşinde.

Bir de çiftlerin yakınında olan arkadaşları var.

Onlar da çiftin yaşantısına elini kolunu sokmaktan hiç vazgeçmiyorlar.

Gel de çift olarak sevgini serbestçe göster arkadaş.

İşin saygı kısmı ise bence daha bir felaket.

Hayatını nasıl sürdüreceği konusu yaşayan kişiye kesinlikle bırakılmaz.

Ailenin büyükleri ve  eş dost ,  çiftlere her türlü baskıyı yapar.

Onların gösterdiği tepkiyi ise saygısızlık olarak anlar.

Allah bu günün genç evlilerine sabır versin demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

İşleri zor hem de çok zor.

Hele saygı göstermeyi korkudan yapıyorlarsa.

Albert Camus’ un dediği gibi.

“Hiçbir şey, korkuya dayanan saygı kadar kötü değildir.”