Teknik Müdür, Kazın Ayağı, Jean Luc Godard

Ben ismini vermek istemiyorum ama kim olduğunu benimle birlikte özellikle şirketimin Orta Anadoludaki bir Tesisinde çalışanlar hemen hatırlayacaklardır.

Kendisi Almanyada bir Teknik Yüksek Okuldan mezun olmuş ve özellikle Fabrika ve Büyük Yapıların Tesisat Projeleri üzerinde ihtisaslaşmış bir mühendis kardeşimizdi.

Şirkette değişik konularda görev aldı. Elinden geleni yaptı. Ancak son olarak kendisini Teknik Müdür yaptılar. Üretim gamımızdaki ürünler özellikle ısıtma sektöründen olduğu  ve çok ileri seviyede ellektrik eloktronik komponentlere  sahip olduğu için bu konularda eğitim almamış olan bu değerli kardeşimizin altına bu konuların eğitimini almış mühendisler Şef olarak  atandı.

Ancak bu durum kendini çok raharsız ediyordu ve o sırada bir çok cihaz üretim gamımıza ilave ediliyordu. Bu yeni ürünlerin kullanma kılavuzlarını hem hazırlamak hem basılmışların  kontrolunu yapmak onun çok hoşuna gitti. Ancak tabii sadece yeni ürünlerin Kullanma Klavuzu onu tatmin etmedi. Tahsilini de Almanya’ da yaptığı için şirketimizden ayrılıp bir Alman şirketine Teknik Pazarlama Müdürü olarak gitti ve orada başarılı oldu.

Ey Minkeos sen de artık bir garip oldun , bize ne senin çalıştığın şirketin Müdürü dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Arkadaşlar bence kazın ayağı öyle değil.

“Bir şeyleri nereden aldığınız değil, nereye götürdüğünüz önemlidir.”  diyor

Jean Luc Godard

JEAN LUC GODARD

Herkes hatırlayacak bilmem kaç ay evvel ülkenin en önemli maddesi Barış Süreci idi. Hepimiz onunla yatıp onunla kalkıyorduk. Analar ağlamasın diye başlatılan bu sürecin önemi, Suriye’ de yaşananlar başlayınca biraz geri planda kaldı.

Daha önce canciğer kuzu sarması olduğumuz Esad bir anda tu kaka oldu. A.B.D nin  ve Avrupanın önemli ülkelerinin gazı ile  Arap Baharı denilen uygulamadan müsbet bir pay alacağını düşünen iktidarımız Suriye muhaliflerine her türlü lojistik desteği verdi ve savaştan güya kaçtığı söylenen taklaşık 500.000 kişi ülkemize geldi ve hala orada ve geri döneceklermiş gibi de durmuyor.

Daha sonra Rusyanın ve İranın Esad’ a olan desteğinin artması, A.B.D ve Avrupa ülkelerinin fren yapması durumu bizim aleyhimize değiştirdi.

Tam bu sırada ülkemizde Gezi Olayları başladı.

En son da herkesin hatırladığı Mısır olayları bu sıkıntılı duruma tuz biber ekti.

Şu an Suriye sınırımızda Aşırı İslamcılar ile Suriye PKK sı dövüşüyor.

Irakta Kürtler özerk bölgeye çok yakın, Suriye de eli kulağında

Ülkemizde ise Güneydoğuda Kürt askeri birlikleri kuruluyor, yollarda kimlik kontrolü yapılıyor. Hapiste olan bir lider ve onun siyasi partisi haklarını almak için bastırdıkça bastırıyor

Bu kabaca anlattığım olayları ülkemiz  sorunu açısından sıraya koymak gerekirse herhalde Gezi Olayları en arka sırada yer alır. Ama hiç de öyle olmuyor.

İktidar, ülkeyi neredeyse bölünmenin eşiğine getiren bu yaşananları değil de hala Gezi Parkı olaylarını kovalıyor.

Tutuklanmalar , ev basmalar ve her türlü baskı gırla gidiyor.

Bloğumun başında anlattığım Kullanma Klavuzu Gezi Parkı olayları ile özdeş.

Bu işle uğraşmak kolay çünkü karşıda ne silah var ne de hakkını arayabilecek insanlar

Muhalefet dersen allah selamet versin

Şimdi bu günkü son haber de protesto ve gösterilere katılan yüksek öğrenim talebelerinin burslarının Kredi ve Yurtlar Kurumunca kesileceği. Hükümet yalanladı demekki yapacaklar.

Son bir söz de başlayacak spor müsabakaları için.

Bu müsabakalarda siyasi slogan atmak yasak olacakmış.

Yani bilmemne hakem demek serbest değerli siyasi demek yasak .

Bakalım daha neler göreceğiz.