Yalnız Hissetmek

Dün yalnızlık ile ilgili bir yazı yazmıştım.

Gelen tepkilere baktım daemin kemal özer

Ülkenin çoğunluğu ya yalnız ya da kendini yalnız hissediyor.

Bu nedenle bu gün aynı konuya devam ediyorum.

Bir kere ülkedeki her birey için bir tespiti ortaya koyalım.

“İnsanin başına gelebilecek en kötü şey bir gün yapayalnız kalması değil, yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır.”

İkinci önemli olan ise insanın kendi iç dünyası.

Bunu da Ahmet Altan çok güzel anlatmış.

” Kendimi yalnız hissediyorum ki, bu yalnızlıktan da kötü. ”

Sevgililere de ayrı bir sayfa açmak lazım

Ayrılmış olan veya birlikteliğini sürdürmesine rağmen kendini yalnız  hissedenler.

Biri demiş ki

” Bazen söylediklerini anlayan birine değil, söyleyemediklerini anlayan birine ihtiyaç duyar insan.”

Galiba işin püf noktası tam da burası.

Pek yapılmayan

Sadece ağızdan çıkanları değil gönülden geçenleri de anlamaya çalışacaksın.

Eğer mutlu bir beraberlik istiyorsan.

Buraya kadar iyi

Şimdi sıkı durun

(10 Aralık 1830 – 15 Mayıs 1886)  tarihleri arasında yaşamış ABD’li kadın şair Emily Dickinson yalnızlığa bir yorum getirmiş.

“Daha yalnız olunabilirdi, yalnızlık olmasaydı.” diyor.

Onun dediği bundan 200 yıl evvel için  diye saçma bir görüş yazmak istemiyorum.

Yalnızlık insanı daha kötü şeylerden koruyor mu demek istemiş.

Hani sıkışınca kaçarsın odana , çekersin yorganı kafana, daha büyük felaketlerden kurtulursun mu demek istiyor.

Açık söyleyeyim anlamadım.

Bu yazımı okuyanlar !!!

Bu tespit ile ilgili görüşlerinizi bekliyorum

Herkese sevgiler ve yalnızsız ( böyle bir kelime galiba yok ) bir yaşam dilerim.