Karpuz ve Portakal

Benim gençliğimde sevgi ile sevda ile ilgili ancak bu gün pek geçerliliği olmayan bir deyiş dillerde idi.

”Ben sadece ; kışın karpuzu, yazın portakalı özlerdim. şimdi bir de sen çıktın başıma”.

Gene Minkeos aşka sevgiye dikkat çekecek bıktık artık diye bana dalmak isteyenler olabilir.

Halbuki bu günkü konum sevda sevgi değil.

Karpuz portakalportakal

Eskiden soğuk hava depoları yoktu.

Yaşı tutanlar hatırlayacaktır ilk üretilen buzdolaplarında derin dondurucu da yoktu.

Tek kapılı , devasa büyüklükteki bu dolaplar bu günkü gibi mıknatıslı kapıya sahip değildi.

Kapının içeriden açılması mümkün olmadığından ebeveynler çocuklarının oyun olsun diye içine girmelerinden çok korkardı.

Gene de çok kayıp verildi.

Yazıma konu ettiğim deyiş özellikle o günün müstakbel babalarının korkulu rüyası idi.

Aşerme durumunda olan anne adaylarının canının çektiği şeylerin maliyeti ve  bulup almak

Bu konuda o zaman Nişantaşı bir numara idi

Mevsim dışı meyve sebzeyi orada bulmak mümkündü.

Hatta şimdi her yerde bulduğunuz kolum kadar ithal muzları da oradaki manavlardan alabilirdiniz.

Daha sonra derin donuruculu buzdolapları üretildi.

Soğuk hava depoları devreye girdi.

Nazlı eşler ve onlar için emek verip isteklerine özen gösterenler kocalar tarih sayfasından silindi.

Tahsil ve görgüyü amaç edinen insanımız bu vasıflara sahip olmayan , göt cebi şişkin yeni bir nesle meze yapıldı.

Köşe dönücü tipler itibar kazandı.

Bu gün umumi vasıtalarda yaşlılara yer vermemek için pencereden bakan, uyur taklidi yapan , son teknoloji telefonlardan kulaklıkla müzik dinleyen gençler nereden nereye geldiğimizin kanıtıdır.

Üsküdar’da otururken mahallemizde sadece bir Rum ailenin buzdolabı vardı.

Gerektiğinde yemeklerimizi bozulmasın diye onlara götürürdük.

Yeldeğirmeni’ ne taşındığımızda ise mahallede tek telefon vardı.

Yahudi komşumuzun 3 kızı birine telefon gelince haber vermek için yollara düşerdi.

Şimdi ne zaman istersek karpuz portakal bulmak mümkün.

Ancak eski buzdolapları zamanında bir arada olduğumuz dost halk yok.

Takım arkadaşım Vasil, Abdullah Ağbi dediğim Agop, bana  gelen telefonları haber veren Madam Ester yok.

Ülke yaşayanları ayrıştırıldı.

Bizler ve sizler olduk.

Bu gün en çok neyi özlüyorsun derseniz.

Altmış sene evvelki insanımı derim.