Yalancının Cezası, Karakter,Marcus Aurelius

Bu günkü bloğum konusuz. Aklıma ne gelirse. O kadar insanların gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar ki demeyin gitsin.

.Bernard Shaw’ ın  ” Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil, asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır” demesine  bakıyorum da 1950 yılında aramızdan ayrılan ustaya sözleri için hiç katılamıyorum.Bizim yalancılar kendilerinin kimseye inanmadıkları için cezalandırıldıkları umurlarında bile değil.

Devamlı ağızlarında bir allah sevgisi. Halbuki biraz tarih bilseler

“Tanrının sevgisinden en çok bahsedenler, tarih boyunca insan özgürlüğüne ve mutluluğuna en derin nefreti gösterdi.” diyenlerin ne kadar haklı olduğunu bilirler.Bazen bakıyorumda bu fikirlere sahip olanlar çok değerli insanlar . Konulara nasıl böyle baktıklarını emin olun anlayamıyorum. Üzülüyorum. Aklıma  Marcus Aurelius’un bir deyişi geliyor.

” Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur. onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır.”

Biraz da sorun bende galiba diye de düşünüyorum. Bu görüşte bir çok dostum var ve bu fikirlerle toplum içinde daha yukarı bir seviyede yer bulabiliyor ve başarılı görünüyorlar.

” Dostun üzüntüsüne acı duyabilirsin, bu kolaydır. ama dostun başarısına sempati duyabilmek, sağlam bir karakter gerektirir…” diyor  Oscar Wilde.

Bu eleştirilerde insanlara acaba adil davranmıyormuyum diye de hep bugün kafamda bir düşünce var.

En iyisi Victor Hugo dan yardım almak

“İyi olmak kolaydır, zor olan adil olmaktır.”