Ağaç Fidanı , Zamanın İki Yüzü,

Amin-Maalouf

Bilmem katılırmısınız zamanın önemli olduğunu ilk çocuk yaşlarda farkederiz.

” Oğlum ,  kızım hava kararmadan evde ol ” , genellikle, insanın ebeveynlerinden aldığı ilk uyarıdır.

Tabii bu anlattığım benim çocukluk anılarım.

O zamanlar herhalde kötülüklerin hava kararınca daha artacağı gibi yaygın bir inanış vardı.

Şimdi ise bela havanın kararmasını pek beklemiyor.

Ama hala ülkede yaşları büyük ancak realiteleri benim gençliğimde kalmış yöneticiler var.

Hava kararınca dalıyorlar Gezi Parkına çadırları yakıyorlar dalıyorlar Üniversiteye ağaç kesip yol açıyorlar.

Sonrada savunma olarak dikelim kestiğimizden 2 misli ağaç fidanı diyebiliyorlar.

Ne ise biz bloğumuza devam edelim.

Zaman için, belki de bana katılmayacağınız, bir tesbitim vardır.

Bence insanın,  özellikle iş hayatında,  en önemli yer tutan eylemi  zamanı etkin kullanmaktır.

Ve sonra emeklilik hayatı başlar.

En az 30 sene sabahları kalkmış traş olmuş, kravat takmış takım elbise giymiş aralarında benim de olduğum kendini vazgeçilmez sanıp yaptığı işin önemli olduğunu düşünen insanlar boşluğa düşerler.

Bunların içinde en çabuk yolunu bulanlar asker emeklileridir.

Çok fazla sivil giysisi olmayan ve biraz kilo almış olmaları nedeni ile son aldığı giysiye zor sığan bu değerli eski subaylar ilk defa sevgili eşleri ile birlikte semt pazarlarında görünürler .

Ancak gerek pazarcılara ordu yönetiyorlarmış gibi gür ve emir verme tonunda hitap etmeleri gerekse sebze ve meyvelere iyilerini almak için ellemeleri ( Bu ellemelerin Marmaray Gençliği ile ilgisi yoktur ) nedeni ile pazarcılar tarafından istenmemeleri onları kısa zamanda Orduevlerine geri döndürür.

Memur emeklileri de bir süre gene koyu renk takım elbiselerle yaşamlarını sürdürür ve sıklıkla emekli oldukları kurumları ziyaret edip bir kahvelerini içerler.

Ancak orada da zaman içinde kendilerini karşılayan ve uğurlayanların azalması nedeni ile doğru yolu görür ve , babamın tabiriyle , ya kahveye ya camiye gitmeye başlarlar.

Bir süre sonra bir yandan yaşlılık nedeni ile gözlerin oyun kağıtlarını veya okey taşlarının rengini ayıramaması diğer yandan her saat başı 1 çay içmeye kahveci tarafından zorlanılmasının cepte yaptığı maddi tahribat nedeni ile son durak genellikle cami olur. Orada hem kendisini dinleyecek hem de yaşına saygı gösterecek  insan sayısının çokluğu memur emeklisine huzur verir.

Bunların arasında en sıkıntılı olanlar benim de içinde bulunduğum İşçi Emeklileridir. Bunların çoğu ilk olarak canlı  renkleri kullanır ve spor giyime geçer.

Hatta bazıları entel dantel takılmak için fular bile takar ve mecbur kalmadıkça kravat takmaz takım elbise giymez.

Saçlar , varsa , uzatılır modern görünümlü sakal ve bıyık bırakılır.

Özellikle sosyal çevre ile sıcak ilişkilere geçilir  ve onlara engin birikiminleri aktarılır.

En sevdikleri ise kendi çocuklarına akıl ve yön vermektir hem de karşısındaki bunu istiyor mu diye hiç düşünmeden.

Sonra da hepsi benim gibi olur. Ya klavyenin başında ya da kahvehanelerin bir köşesinde bir şeyler anlatır ve yazar ya da camiye gider.

Lübnanlı yazar Amin Maalouf ya da Emin Maluf   ‘dan bir alıntı ile bloğumuzu bitirelim. 

” Zamanın iki yüzü var; uzunluğunu güneşin seyri belirliyor, kalınlığını ise tutkular”

Biz bugün tutkulardan bahsettik çünkü uzunluğu allaha kalmış.