Alman Lisesi, Çocuk Evde, Balıkçı Atasözü

Ben Üsküdarda oturan orta halli bir memur ailesinin çocuğu olarak Ortamektebi Alman Lisesinde okudum. Yabancı bir kolejdi. Öğrencisini kendi yaptığı bir sınav ile seçerdi. Ben bu okula sınavda 2. olarak girdim.

Öğretmenlerinin çoğunun  2. Dünya Savaşından sonra Türkiyeye gelen Üniversite Hocaları olduğu için yüksek kalitede eğitim veriliyordu.

Benim böyle önemli bir okula başladığım için emin olun sadece ailem değil bütün mahallem gururlandı.

Şimdiki duruma bakarmısınız.

Yanımda olan ve 2 yaşından beri birlikte yaşadığımız küçük torunum bu sene 5. sınıfı düz lisede okudu. Yeni 4+4+4 sisteminin 2. dördüne başlamıştı. İmam Hatip Liselerine gitmesini istemedik. Okulu değişti. Arkadaşlarının çoğu değişti. Öyle böyle ite kaka bu eğitim yılının sonuna geldik. Ancak geçen haftadan itibaren, muhtemelen tüm sınavlar yapıldığı için, bir lagara lugaralık başladı. Resmi olmasa da çocukların  kulağına üfleyerek yoklama alınmayacağını söylemişler. Şu anda 40 kişilik sınıflardan 6-7 kişi  okula geliyor onlar da bahçeye çıkartılıyor.Çocuğunuzu sabah okula yolluyorsunuz. Öğleden sonra 14.30 da gelecek zannediyorsunuz . Saat 10.30 da zil çalıyor çocuk geliyor. Evde olmayabilirsiniz veya çocuk yolda düşebilir , kaza olabilir.

Gelecek hafta da güya okul var. Bütün öğrenciler bütün hafta evde oturup sadece Cuma günü gidip karne alacaklar. Böylece bu yılki eğitim de başarıyla bitmiş olacak.

image

 

Buna mukabil geçen senelerde olduğu gibi hemen Pazartesi sabahı çok küçük yaşlardaki yavrularımızı ellerinde cüzlerle yollarda göreceğiz.

Okullarımızda haftanın başında ve sonunda okunan İstiklal Marşımız ortadan kaldırıldı. Benim oturduğum yerden iki ilkokulu görmek ve duymak mümkündür.Her gün okunan ” Türküm doğruyum çalışkanım ” diye başlıyan Hitabeye gülerdim kimmiş o doğru ve çalışkanlar diye. Bir de baktım o da kaldırılmış. Meğer doğru ve çalışkandan değil Türküm lafından dolayı  kaldırmışlar.

Bu güne kadar yapılan uygulamaların en önemlisi eğitim sisteminin değişmesi olmakla beraber bu derece önemli olan bir başka husus da kendi istek ve düşüncelerine uygun tek tip bir insan ve aile yapısını yaratma istekleridir.

Eğitim sistemi ile kendi isteklerine uygun olarak yetişecek çocukların önce genç sonra erişkin olmalarını bekleyecek zamanları yoktur.

Bu nedenle bazı konularda gençlerden yola çıkıyor gibi yaparak erişkinlere de ayar vermeye başlandı.

Öncelikle milli bayramlarımız budanmaya başlandı. Kutlamalar kaldırılmadı ama şekil değiştirdi.

Kaç çocuk yapılacak, doğum nasıl gerçekleşecek diye başlandı sonra iş içki içilen yerlerin kısıtlanması ve içenlerin ortadan çekilip evlerine kapanması isteğine kadar geldi.

Bu gün geldiğimiz yer artık hemen hemen zurnanın zart deliğidir.

Sayın Cumhurbaşkanın dediği, herşey sandık değildir yani hükümetler kendine oy veren kişi ve menfaat gruplarının değil tüm ülkenin hükümeti başbakan da bu hükümetin başıdır, yorumunu da elinin tersi ile iten bir başbakan gördük.

Ona göre, seçim sandığından çıktıktan sonra oy gücünüz ve milletvekikili sayınız yettiği sürece, istediğiniz her icraatı yapabilirsiniz.

Benim anlamadığım şey eğer düşünce böyle ise o seçim sonrası balkon konuşmasını neden yaptınız?

Hemen işe başlayıp milletvekillerinin ellerini kaldır indir sistemi ile önemli mesafeler alabilirdiniz.

Benim tesbitim şudur

Başarısız dış politika ve özellikle Suriye hataları ülkeyi giderek zorluyor.

Bu gün ülkemizde yaşıdığımız sorunlar ve isteklere bu denli sert çıkan bir iktidar çok kısa bir süre sonra talepleri ortaya çıkacak olan Barış Sürecine nasıl bir yaklaşım gösterecek. Orada da istekleri bu şekilde mi yorumlayacak?

Tepki veren insanların davranışları için hükümeti bir balıkçı Atasözü ile uyarmak isterim.

Onlar ” Balıkların gözyaşları denizlerde belli olmaz.” derler. Ama ya balıklar kafalarını sudan  çıkarırlarsa her yer ıslanmazmı?

Son olarak hükümetin tepki gösteren insanlara karşı sokağa dökmekle tehdit ettiği %50 ile ilgili bir ihtimali de aktarayım.

“Gömleğin düğmelerini yanlış iliklemek gibi bazı insanları sevmekte de en başından beri yanlış yaptığını  işin sonuna gelmeden anlayamıyorsun…”

Sağduyu sahibi %50 ye önemle duyurulur