Anılar 3

Bu günkü anım çok eski yıllardan.

Kıyısında köşesinde ise Bülent Ersoy var.

Umarım ilginizi çeker.

Sene zannediyorum 1984 . Bir yıl önce büyük oğlum 2 yıl Eskişehir’e Dershaneye gitmesine rağmen bir Kolej kazanamadı. Küçük oğlum da aynı yıl ilkokula başlayacaktı. Ben şirket yetkililerine yöredeki eğitim seviyesi nedeniyle büyük oğlumun başarılı olamadığını, küçük oğlumu da bu bağlamda kaybetmek istemediğimi anlatıp İstanbul’da görev istedim. Anadoluda çalıştıracak adam bulmak zor olduğu için olmaz dediler. ‘O zaman çalıştığımız yan sanayi şirketlerinin %90 ı İstanbul’da ben İstanbul’da oturayım ihtiyaç halinde geleyim’ dedim. Diğer müdürler de aynı istekle gelir diye düşünüp buna da olmaz dediler. Bana da bavulları toplamak düşüyordu.

Ancak çok ilginç bir durum oldu. Diğer müdür arkadaşlarım benim İstanbul’da oturup Bozüyük’te çalışmama hiç bir itirazları olmadığını Genel Müdürlüğe iletmişler. Bu suretle her hafta Bozüyük’te Salı günü yapılan toplantıya iştirak etmem ve gerektiği kadar kalmam koşulu ile durumum onaylandı. Bu durumda Lojmanın altında olan misafir odalarının biri bana verilecekti.

Bozüyüğe salı günleri hep Boğaziçi Ekspresi ile giderdim. Sabah erken saatte yola çıkan trenin Lokanta kısmı saat 11.30 da açılırdı. Bozüyük’te yaşadığım  alkollü günlerden çok memnun kalmışım ki artık beni tanıyan personel  muteber ve devamlı yolcu olduğum için beni 10.45 gibi kabul ederlerdi.

Tren saat 13.30 gibi Bozüyüğe varırdı. Bir şirket arabası garda beklerdi. Benim  bazen neden bilmem yemek sonrası içim geçerdi. O zaman araba beni Eskişehire kadar takip ederdi. O zaman değil cep telefonu normal telefon bile zor bulunduğu için sürücü benim Eskişehirde uyanmam için herhalde dua ediyordu. Son durak Ankara’ydı.

Gene günlerden bir gün trendeydim ve yerimi almıştım. İlk dublemi daha bitirmemiştimki restoran saati geldi zil çaldı ve yolcular içeri girdiler.

‘Buraya oturabilirmiyim ’ diye bir ses duydum. Baktım benden biraz daha yaşlı bir hanımefendi.’ Tabii buyrun efendim’ dedim. Oturdu normal tabldot söyledi. O gün neden bilmem ‘Yemek başlayınca biraz da patates kızart’ demiştim. Ben kıdemli müşteri olduğum için biraz erken başlamışlar. Patates geldi.’ Ben yiyorum çok kalabalık var sizin yemek biraz gecikebilir lütfen hiç değilse patatesten biraz alın’ dedim. Nazikçe reddetti.

Seyahatlerde nefret ettiğim şey hiç tanımadığım kişilere önce yolculuk nereye? sonra Memleket nire? diye soranlardır. Ama ben kravatlı ve münevver  görünüşlü olduğum için önce ’ Yolculuk nereye dedim’. ’ Eskişehire’ dedi sonra ‘İstanbulda nerede oturuyorsunuz?’ diye sordum. ‘Kadıköyde! dedi. ‘Ben de’ dedim ‘Yeldeğirmeninde’ ’ Neresinde?’ dedi. İlkokul ile ortaokulun arasında’ dedim. Kemal Atatürkmü?’ dedi. ’ Evet’ dedim.’ Kızkardeşim ora mezunudur.’ ’ Benim çocuğum da’ dedi ’ Kaç yaşında kardeşiniz?’ ‘1952 doğumlu’ ’ Benimki de’ dedi. Birden gözleri doldu dudakları titredi. O sırada yemekleri geldi. Kendine hakim olmaya çalışıyordu.

Garson gitti. Ben ne yapacağımı bilmiyorum. Bir sigara yakmaya çalışıyorum hanımefendiye yan gözle bakarak. Yavaş Yavaş gözlerinden yaşlar akmaya başladı. ’ ’ Ben’ dedi ’ Bülent Ersoyun annesiyim.’Birden boşaldı ağlamaya başladı.

Tren Bozüyüğe gelmek üzere ben hıçkıra hıçkıra ağlayan hanımefendiyi nasıl teselli edebileceğimi bilemiyorum. ’ Kızkardeşim onun bir konserine gitmiş Bülent onu orada ışıklar altında bile tanımış. Okul arkadaşımı burada görüyorum ne kadar iyi demiş.’ diye konuyu biraz yumuşatmaya çalıştım.

Tren tam o sırada Bozüyük Garına girdi ama benim yediklerimi ödeyip hoşçakal deyip gitmem mümkün değil. Şoför Hilmi Gardan bana bakıyor. Elimle devam dedim.

’ Oğlumun’ operasyondan sonra’ 4 yıldır çok üstüne geldiler. Belki siz de hatırlarsınız o müzik eğitimi alıp sahnelere atılmadan evvel herkes gibi idi. Sahneler onu bugünkü, benim istemediğim ama maalesef dönüşü olmayan, durumlara sürükledi.’

Biraz rahatlamıştı. Sonra daha değişik konularda konuştuk. Eskişehirde sanki eski dostmuşuz gibi ayrıldık. Bir daha da onu hiç görmedim.

Eskişehir’e benden önce gelip beni Garda bekleyen Hilmi ’ Müdür Bey’ dedi. ’ Bu gün uyanık olarak Eskişehir’e geldik.’

’ Evet’ dedim ’ Gelecek hafta da Ankaraya gideceğiz. Hadi sen yola bak’