Anılar 2

 

Bu günkü anım çok genç yaşta kaybettiğimiz Mustafa Koç’tan. Bu yazı sağlığında yazılan bir yazıdır. Kendisine tekrar rahmet diliyorum

Ben Koç Grubunda işe başladığımda Mustafa Koç 10 yaşındaydı.  Kendisi ileride grubun başına geçeceği için Liseyi İsviçrede,  Yüksek Tahsilini ise Amerikada tamamladı.Yaptığı görevler nedeniyle herhangi bir değerlendirme yapabilecek vasıflarım ve bilgim yoktur ancak özel ilgi alanları ile ilgili olarak, eski bir sporcu olmam nedeniyle,  görüşlerimi ifade etmek istiyorum.

Sportif faaliyetlerde onu ilk olarak tenis oynarken gördük. Ancak Hülya Avşar tenis ile adını duyurmasına rağmen sayın Koç’un bu aktivitesi medyada pek yer almadı.

Daha sonra binicilik ile ilgili olan haberler ve bazı resimler çıktı. Önemli miktarda kilo fazlası vardı. Ben özellikle resimdeki ata baktım. Adeta bu kadar yükü bana niye verdin allahım der gibi kameraya bakıyordu.

Bence şimdi en doğruyu yapıyor ve golf oynuyor. Bünyesine tam uygun bir spordur. Vuruşu yapmak için bile topun yanına Golf Arabasıyla gidiyorsun.

Ancak bundan 20-25 sene önce bir de avcılığa merakı vardı. Hala merakı var mı bilmem. O zamanlar Bozüyük’ de görev yapıyorum. Bozüyük bir av ve avcı cennetidir. Bizim Tesis Müdürü Turgay Günay da avcı. O arada haber geldi  Yabani domuzlar dağdan inmiş. Köyler için tehlike yaratıyorlarmış. Tesis Müdürümüz Mustafa Koç’ u aradı arkadaşları ile birlikte davet etti. Gün için anlaşıldı.

Bozüyük avcıları iyi ama oralarda daha çok kuş ve tavşan avı yapıldığı için techizat yetersiz. Çoğunda kırma çifte  var . Sadece 2 kurşun atıyor. Daha kaliteli tüfek sadece Artema Fabrikasının Müdürü Şadi’ de var. Avcıların hepsi misafirperver insanlar.

Avdan bir gece önce bir araya gelip anlaştılar. Yaban domuzlarını misafirlerin önüne sürüp onlara vurduracaklar. Yalakalık diz boyu. Neyse uzatmayalım. Misafirler Ciplerle geldiler. Hepsi Rambo. Ellerindeki silahlarla savaşa girsinler karşı taraf kurşun atmadan teslim olur.O gece Bozüyükte misafir edildiler.

Ertesi sabah çok erken yola çıktılar. Bizim gibi silahsız ve kaabiliyetsizleri ise Bozüyükte bıraktılar. Akşam geç saatte geri döndüler. Avcıların başı bir terzi ağbimiz vardı.’ Ne oldu’ diye sordum şu cevabı verdi ’ O domuzları ben tükrüğümle vururdum’ dedi ve  devam etti ’ Patronları rahat ateş edecekleri bir yere konuşlandırdık. Domuzlar tam önünüze gelmeden sakın ateş etmeyin dedik. Yukarıdan aşağı gürültü yaparak hayvanları indirdik. Tam istenilen yere geliyorlardı ki bir iki sabırsız avcı erken ateş etti. Hayvanlar dağılıp kaçtılar. Şimdi kim bilir kaç toprak sahibi zarar görecek. O kadar silah, para boka gitti.’

Haklısın ağbi ’ dedim ’ Ben de lisan bilenler için hep söylerim. Lisan bilmek çok iyi bir şeydir ama eğer söyleyecek bir şeyin varsa’