Arkalara Geçelim

Emekli olduğum tarihten bu güne tam 17 yıl geçmiş.

Dile kolay.download

Otuzlu yaşlarımda , özellikle orta yaş üstü hanımlar ile bir anlaşmazlığım vardı.

Onlar tam da akşam iş saatlerinde ellerinde   ev ayakkabısı veya terliği ile örgü yünü ve şişleri olan poşetlerle  umumi vasıtalara binerlerdi.

Bununla da yetinmez ayrıca insanların gözlerine bakarak oturacak yer isterlerdi.

Bu gün otobüslerde uyur gibi yapan veya devamlı pencereden dışarı bakan insanlar o günlerden doğmuştur.

Benim fikrim bu insanların en geç akşam üstü dönüşe geçmeleri gerektiği idi.

Emekli olduktan sonra ben bunu kendime uyguladım  ve  sabah 10 dan önce , akşam 17  den sonra  umumi vasıtalara hiç binmedim.

Tam da sırası gelmişken umumi vasıtalarda balık istifi gibi seyahat eden insanlar ile ilgili bir tespitimi sizlere aktarmak isterim.

Bu kişiler şu an ülkenin en az değer verilen kesimidir.

Özel otomobillerde emniyet kemeri mecburidir takmayan cezalandırılır.

Minibüslerde genellikle ayakta gitmek yasaktır.

Ancak otobüslerde şoförün “Arkalara geçelim ” komutu ile koyun gibi birbirinin üstüne çıkarak ayakta giden insanların herhangi bir kazada yaşayabileceği risk kimsenin umurunda değildir.

Devletin veya şirketlerin kendilerine tahsis ettiği araçlarla gidip gelenlerin bu durumu önemsediğini de hiç sanmam.

Damdan düşenin halini ancak damdan düşen anlar.

Buna benzer bir tespiti de ünlü bir düşünür yapmış.

Nietzche diyorki “ Müzigin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanıyor…”