Asma Kabağı, Cellatbaşı, Stanislaw Jerzy Lec

Bu günkü bloğuma Osmanlı zamanında geçen bir olayı anlatmakla başlamak istiyorum.

Malum o zamanlar devlet şeriat kanunları ile idare ediliyor ve suçlular da Kadı’ nın vereceği karara göre ceza görüyor.

Günlerden bir gün zaptiyeler 2 tane suçluyu yakalayıp kadı’nın önüne çıkarmışlar. Kadı suçlarını sormuş.

” Efendim bu önde duran pazardan asma kabağı çalarken yakalandı “

” Tamam bunu alın, o kabağı bir tarafına sokun ” diye karar vermiş.

Sanık bu kararın çok ağır olduğunu söylemiş ama Kadı’nın kararı karar.

Sonra 2. suçluya dönmüş ” Bunun suçu ne? diye sormuş.

” Bu da birini öldürdü ” demiş zaptiye.

” Bunu da alın götürün kafasını kesin ” demiş Kadı.

Cellat her iki suçlunun da elinden tutmuş infaz yerine götürüyormuş. Yolda giderken birinci suçlu cellata ” Aman ha cellatbaşı yanlış yapmayalım bir tarafına kabak sokulacak benim ” diyormuş.

 

Stanislaw LecTam burada adı  Stanislaw Jerzy Lec olan polonyalı şair ve yazar… ( 1909 – 1966 ) dan 1 aforizmayı sizlere aktarmak istiyorum.

Aforizma, çeşitli konulardaki düşünceleri, kesinlikle bilinmesi gereken kural ve özellikleri birkaç kelime ile öz ve ahenkli olarak anlatan cümledir.

-Çıkmaz sokaktan ne yazık ki güvenli bir dönüş yoktur.

Tabiiki bu fıkrayı ben laf ola beri gele yazmadım.

Taksim Gezisinde yaşanan olaylardan yola çıkarak çok önemli bazı tesbitleri ortaya koymak mümkün.

Bence bunların en önemlisi Gezi Parkında tepki veren ülke insanlarının orada yedikleri cop, kendilerine tatbik edilen su ve biber gazına rağmen herhangi bir silah kullanmamış olmasıdır.

Bu uygulama muhtemelen, karşı tarafta olan polis ve iktidardakilerin ezberini bozmuştur.

Bunun yanısıra başbakanın bu olaylardaki tesbiti ise yarım doğrudur.

O ” Bu protestolar  2 ağacın sökülmesi  için yapılmamaktadır.” diyor.

Doğrudur. Çünkü herkes biliyor ki bu öngörülen proje tamamen o alanın o veya bu şekilde binalarla doldurulup önümüzdeki dönemde oranın bir miting alanı olmaktan  çıkartılması ve özellikle 1 Mayıs kutlamalarına bundan sonra konu olmamasıdır.

” Yapılan işler tamamen ideolojiktir “. Bu tesbite katılmak ise mümkün değildir.

Bu topluluk içinde tabiiki marjinal gruplar vardır. Ancak az sayıda olan bu grupların yanısıra yaşam biçimlerine baskıcı bir yönetim ile müdahale edilen düz vatandaşlar ve özellikle bir çok taraftar grupları ise  daha çoktur ve anlamlıdır.

Ancak yaşanan bu olaylar nasıl sona ererse ersin artık iktidarın amaçladığı bir çok aktiviteye fren yaptıracaktır.

1- Çok istedikleri ve  ayran, şıra ile organize etmek istedikleri 2020 Olimpiyatlarını alma ihtimali artık hemen hemen hiç kalmamıştır.

2- Hele başbakanın kızgınlığına hakim olmayarak muhtemelen spontane olarak İngiltere, Fransa ve A.B.D yi hedef alarak biz de onların yaptıklarını biliriz demesi bence çok büyük bir hatadır. Eğer A.B.D bu konuşmayı izledi ise Cenevre Konferansında isteğimize uygun bir neticenin oluşması mümkün olmayacaktır.

3- Barış Süreci , Başkanlık Sistemi ve Genel ve Yerel Seçimler ise bu yaşanan olaylardan az veya çok olumsuz olarak etkilenecektir.

Şimdiye kadar anlattıklarım 1. suçlu ile ilgili uygulamalardır.

Bundan daha sıkıntılısı ise 2. suçlunun yaşayabileceği durumdur.

1- Tatil mevsimi başlamış ve ülkemiz yoğun bir tatilci ve beraberinde dövizi ve ekonomik canlılığı beklemektedir. Ya bu gerçekleşmez ve rezervasyon iptalleri başlarsa .

2- Daha kötüsü ise ya yabancı yatırımcılar ya güvensizlik ya da tepki olarak yeni yatırımlar yapmaktan çekinir veya mevcut yatırımlarından vazgeçerlerse,

Bunların getireceği sonuçları düşünmek bile istemiyorum.

Ancak ben ileri yaşıma rağmen bu ülkede yaşayan biri olarak Gezi’ de yaşananlardan ders çıkarıp bir yeni yol haritası çıkaracak bir iktidarı görmek istiyorum.

Kendilerine naçizane Mehter Yürüyüşünü hatırlatmak isterim.

Malum na , na , nay  yani 2 ileri bir geri.

Bu gün tam nay yapma günüdür.

Çıkmaz sokaktan güvenli bir dönüşü çok isterim.

Çünkü ben ülkemi seven bir insanım.

Ben halkım