Horoz, Güneş, Mark Twain

 

Hani bir laf vardır ya herşeyin küçüğü güzeldir derler ya o laf boşa söylenmemiş,

Ben Üsküdarda otururken karşımızda da Taşçılar ailesi otururdu. Taşçılar soyadları değildi. Babaları yer karosu yapıp dükkanlarında sattığı için herkes onlara Taşçılar derdi. Biz Beylerbeyinden Üsküdara taşınınca orada benden 1 yaş büyük Taşçılar ailesinin Bahattin’ ini  buldum. Sonra benden 3-4 yaş küçük Selahattin doğdu sonra da sırasıyla Alaattin ve Fahrettin.  Aile kız çocuk olana kadar devam kararı almış ama biz onu göremeden Kadıköy’ e taşındık. download

 

 

 

 

 

Taşcıların çocuklarına bakınca neden 4 tane yaptıklarını anlamak mümkün değildi.

Küçükken güzelcene olan çocuklar daha sonra vasat bir görünüme girdiler ama , çarpıcı olan,  çocukların hepsinin biribirine benzemesi idi. Genellikle giydikleri gömlek ve kazaklar da bir küçüğe devredilince insan çocukların hiç büyümediğini düşünebilirdi.

Ancak o zamanın şartlarında büyüyünce hepsi toplum içinde yerlerini  buldular. Bahaattin inşaat mühendisi oldu. Selahattin babasının yanında taşçılığa devam etti. Tacettin Eczacı oldu. Fahrettin ne oldu bilmem.

Günümüze geldiğimizde ise çocukların birbirlerine benzeyip benzemediklerinin hiç önemli olmadığını ancak beyin yapılarının birbirine benzetilmek istendiği günlere geldik.

Özellikle toplumu kendi kuralları ile yönetmek isteyenler önce bir doğru yaratırlar, sonra bu doğruya inanırlar daha sonra buna herkesin inanmasını isterler.

Kendilerine itiraz edenlere ise zirvede oturanın bahanesi hazırdır;”daha ötesi yok”.

Arkasındaki her kesimden şakşakçının dolduruşu da eklenince öyle horozlaşırlarki , öttükleri için güneşin doğduğunu sanarlar.

Yaptıkları yanlışları farketmezlermi?

Pek tabii hem ederler hem bilirler.

“Aslında en büyük hata, hatayı algıladığında geri dönememektir”

ama dönmezler.

Mark Twain’ in dediği gibi

” Söz konusu kendimiz olunca; gerçekler bizi pek ilgilendirmez.”