Kayahan

Dün Kayahan’ ı sonsuzluğa uğurladık.

Çok da güzel bir anma töreni yapıldı.download

Kayahan’ın ne kadar değerli bir insan olduğu anlatıldı.

Ben onun ne sanatını ne de duygusal yapısını anlatacak birikime sahip değilim.

Ancak benden daha genç bir insanı kaybetmek beni üzdü.

Muhtemelen adı bir Sokağa , bir Sanat Merkezine verilir.

Sonra hayat devam eder.

Ben bu kaybı,  yazdığım yazılar paralelinde, insan davranışları açısından değerlendirmek istiyorum.

Kendim ile başlıyayım.

1959 – 1967 yılları arasında F.Bahçe Basketbol takımında görev yaptım.

O forma beni Milli takıma taşıdı.

Fanatik olmayan çok has da bir G.Saray taraftarıyım.

F. Bahçe ile oynanan futbol maçlarında Cim Bom diye bağırır, bayrak sallardım.

Maçtan sonra da formamı giyer G.Saray’a karşı oynardım.

Kimse yadırgamazdı.

Sanat dünyası ise maalesef böyle değil.

Acımasızca savaş verilen bir arena.

Rekabet çok ön planda.

Koyun bir de onun üstüne sanatçı duygusallığını.

Bunu neden yazdım.

Sanatçıları böyle anlamak lazım.

Duygu yoğunlukları bizim gibi değildir.

Tabii ki onların sevgileri , kızgınlıkları , küsmeleri de bizden fazla olacaktır.

Bir de bu günkü ülke insanlarının karpuz gibi ikiye ayrıldığı durumu düşünün.

Yarımız millet ,  yarımız her neyse.

Kayahan’ı size anlatabilmek için bir düşünürden yardım almak istedim.

Henri-Louis Bergson 18 Ekim 1859 – 4 Ocak 1941  tarhleri arasında yaşamış bir Fransız filozoftur.

” Yaratıcılık kendinize hata yapma hakkını vermek, sanat ise hangi hataları sürdüreceğinizi bilmektir.”  diyor.

Yaratıcı sanatçı Kayahan’a allahtan rahmet geride kalan bizlere akıl fikir diliyorum.