Korkak Olmamak, Kalıcıdır Dualar, Mevlana

Valla çaresiz kaldım değerli izleyenlerim.

Neredeyse 70 yıla yaklaşan hayatım boyunca doğru diye bildiğim bütün duvarlar çatırdadı.

Çocukluğumdaki oyunları hatırlıyorum da oyunlarda bozguncu olmak çok kötü idi korkak olmamak ise en önemli şart.

” Oyunu bozan g..ü borazan ” diye bağırırdık oyun içinde sık sık.

En önemli aşağılama ise birine ” Korkak Yahudi” demekti. Korkağı bilirdik de Yahudiyi bilmezdik. Bu günkü Yahudilere ve ülkeleri İsrail’ e bakıyorum da bizim oyunlardaki Yahudimiz bunlar değil.mevlana_

Sonra biraz daha büyüdük . Bir gün ihtilal oldu dediler . Ülkeyi yönetenler görevlerini iyi yapamamışlar. İhtilali yapan subaylar rütbeleri  düşük görülmesin diye çok kısa bir süre önce emekli olan bir Orgenerali başa getirdiler. O günden sonra subayların itibarı bir arttı . Maaşlar, özlük hakları, hepsi deniz kenarında olup aileleri ile tatil geçirebilecekleri ” Eğitim Tesisleri “. Sadece onların faydalandığı fiyatların çok düşük olduğu Orduevleri ve  Ordu Kooperatifleri. Bizim gibi sivillerin arasında onları hiçgörmedik . Bilmiyorum valla bizimi aşağı kendilerini mi yukarı gördüler.

Daha sonra Üniversite yılları başladı . Bir yandan gençliğin hür  yapısı , danslar eğlenceler sinema ve tiyatro, diğer yandan araştırma , düşünme ve izm ler.

Ben 68 kuşağıyım. Daha öncede bahsetmiştim, Amerikan 6. Filo Askerlerini Kabataştan denize atanların arasında ben yoktum. Ancak aynı akşam Galatasaray’ da Kervan pavyonun önünde Amerikalı zenci Conilerle yumruklaşanlar arasındaydım.

Parmakla kurt işareti yapanla , sol yumruklar havaya diyenlerle , sekülerist insanlarla dindarlıkları ağır basanlarla bir arada son sınıfa kadar uyum içinde okuduk.

Kürdü ile, Ermenisi ile, Rumu ile Yahudisi ile birlikte problemsize yakın bir eğitim süresi geçirdik.

Son sınıfta biri birine şişe attı ondan sonra da işin b..u  çıktı.

Yaşanan olaylar bizi sol parti içinde kendi aralarında, şu an hala süren, daha sonra  partiler arası uzlaşmasızlıklara, koalisyonlara daha sonra yeni bir devrimi yaşamamıza itti.

Ben bu devrim lafını hiç sevmem. Baştakiler kuvvetli ise buna devrim, zayıfladığı zaman ihtilal denir . Bu takım değiştirme olayını da özellikle görsel ve yazılı medyanın tepkilerinden anlarsınız. Mesela  ” Devrim Arabası  ” diye film çekildi. Sıkıyorsa İhtilal Arabası diye film çekin bakalım.

Sonra herkesin önüne en önemli sorun olarak terör belası çıktı. Elli bin kişinin üzerinde kayıp yetmiyormuş gibi  bir de o zaman  ” Turbanlı milletvekili ” krizi patladı.

Din üzerinden siyaset yapanlar,  özellikle seküler ve laik partilerin hem kendi içlerinde hem de birbirleri ile olan kılıç kalkan mücadeleleri nedeni ile önemli mesafeler aldılar.

Sonra ne oldu diyenler için kısaca bu günlere gelişi bir iki cümle ile özetleyeyim. Bu belki bir açıdan bilgisizliğimin de itirafı olacak.

Ben ilk defa 1972 de Münih Olimpiyatları sırasında bir örgütün yaptığı silahlı saldırı nedeni ile  islam içinde de şiddete dayalı örgütlerin olduğunu net olarak gördüm.

Daha sonra ise aynı dinden olanların mezhep ve benzer din ekseninde bir birlerine karşı davranışlarını

Sonra nasıl oldu bilmem A.B.D  ve Avrupanın önemli ülkeleri savaşlardan arındı. Müslümanlar birbirine girdi , onlar herkese hem aman itidalli davranın dedi hem silah  sattı

Şu an savaşmayan müslüman ülkesi hemen hemen hiç kalmadı. Hepsi de kendi içinde birbiriyle dövüşüyor.

Atatürkümüzün ” Yurtta sulh cihanda sulh ” deyişinin önemini şimdi daha iyi anlıyoruz.

Müslümanların birbirlerine bu acımasızca yaptığı saldırıların en acı tarafı da bence Ramazanda gerçekleştirilmesi.

Bu işin bence en önemli motiflerinden birisi de ülke liderlerinin olayı kendi mantıkları ile  değerlendirip yalan söylemeleri.

” Kalbi ile sözü bir olmayan kimsenin yüz dili bile olsa, o yine dilsiz sayılır. ”  diyor  Mevlana .

Hepsi de kendilerini tanrı gibi görüyor. Lider olunca herşeyin doğrusunu onlar bilir , aksini düşünmek kimin ne haddine.

Halbuki bir bilseler katiyyen böyle davranmazlar

” Tanrılar gelip geçer, kalıcıdır dualar.”