Sokma Elini Ayağını, Biraz Saygı, Hülya Avşar

 

Bu gün Cumartesi . A.K.P Ankarada miting yapacak.  Muhalefet partisinin başkanı mitingi yapma ortalık yumuşasın diye sayın Başbakana uyarıda bulunuyor.

Sayın başbakan dün yaptığı konuşmayı keşke Gezi Parkı eylemlerinin 2. günü yapsaydı. Ancak o sabah 5 te polis apansız saldırdı ve çadırları yaktırdı. Sonuç çok üzüldüğümüz binlerce yaralı ve vefatlar.

Gerilim hem düşsün isteniyor hem de mitingten vazgeçilmiyor.

Ben de daha evvel partilerden bağımsız  olarak  eylem yapan Gezi Parkındakilere karşı  yapılacak bir gösterinin bir parti tarafından yapılmasının yanlışından bahsetmiş idim.

Ancak Ana Muhalefet partisinin 4 milletvekilinin bence yanlış olan davranışını da objektiflik açısından okuyucularıma sunmak isterim.

İzin verirseniz dört  gün önceye dönmek istiyorum.  Salı günü sayın Başbakanın bir gün sonra Gezi Parkı Yetkilileri ile Ankara’da bir araya geleceği bildiriliyor. Gezi Parkındakiler bizim böyle bir şeyden haberimiz yok diyorlar. Evvelki yazılarımdan birinde açıkladığım esaslar dahilinde muhtemelen talimatla  kurulan bu iyiniyetli ve değerli insanlardan oluşmuş grup toplantıyı gerçekleştiriyor. Toplantı sonrası Hükümet Temsilcisi sayın Başbakanın Temsilcileri büyük bir dikkatle dinlediğini ve not aldığını söylüyor ve sadece Çicek, Böcek için İstanbulda bir referandum yapılabileceğini bildiriyor. Hemen ardından Temsilciler , toplantı da böyle bir konunun görüşülmediğini açıklıyorlar. Nerden bakarsanız bakın Tolga Çeviğin ” Komedi Dükkanı”nı  geçti.

Bütün yazılarımda tekrar ediyorum ama son bir defa daha söyleyeyim.

Gezi Parkında Çevreciler, Özel Hayatımıza Karışmacılar, Sendikacılar, Spor Klüpleri, Antikapitalist Müslümanlar, Marjinaller ve Provaketörler var.

Bunların son ikisi hariç diğerlerininde talepleri daha evvel Sayın Başbakan Yardımcısına iletilmişti. Bu isteklerin içinden  sadece Gezi alanı ucundan kenarından görüşülüyor diğerlerinden tık yok .avşar

Ben 30 lu yaşlarda iken , yani genç iken, bana sevmediğin bir şey söyle denince bamya derdim. Daha sevmediğin bir şey diyene de siyasetçi . Sonradan bamya yemeye başladım ama siyasetçilerle ilgili görüşüm aynen devam ediyor.

Bunu yazmamın nedeni Çarşamba günü bazı ana muhalefet parti milletvekillerinin Gezi Parkına gelip oradaki insanlarla görüşmeleri ve sonrasında Perşembe günü Sayın Validen randevu istemeleri.

Sonrasında kendi kelimeleri ile ” Sayın Vali çok kibar davranmış ve onlar da Gezidekilerin beklenti ve endişeleri ile   kendi önerilerini”  ona aktarmışlar.

Gezideki onbinlerce kişinin yediği jop ve biber gazını yok eden bu açıklamayı tüylerim diken diken dinledim. Aynı hisleri Parti  Genel Başkanının  da paylaştığını sanırım.

Eğer bir fayda sağlamayı düşünüyorlarsa milletvekillerinin yukarda saydığım grupları Sayın Validen  randevu alıp gitmeye ikna etmeleri , ki bence patronun tek olduğu Valinin hiç bir ağırlığı olmadığı bilindiğine göre bu gereksizdir, ve randevu alındıktan sonra olaydan kendilerini çekmeleri doğru idi.

Ama bütün siyasetçilerin yaptığı gibi onlar hangi grupların beklentilerini aktardıklarını ve bunların neler olduğunu kamuoyuna açık ve net söylememekte buna mukabil kendi önerilerini, hiç hakları olmamasına rağmen, araya sıkıştırmakta ve o insanları kullanmakta bir beis görmemişlerdir. Ben özellikle onların Antikapitalist Müslümanların endişelerinden hiç bahsetmediklerine eminim. Belki Gezide onlarla görüşmemişlerdir bile.

Yaptıklarını tanımlayabilmek için araya bir anı sıkıştırmak farz oldu.

Çok eski yıllarda Kadıköy veya Üsküdar ( Hangisinde olduğunu unuttum) Şehir Hatları Vapurlarında Şiir ve Hikaye kitabı satan biri vardı. En çok sevdiğim hitabı da Cahit Sıtkı Tarancıya ait bir şiir kitabını satarken Tarancı’nın 1. a sını çok uzatması idi.  Ondan dinlemiştim doğru yanlış bilmem.

Aynı vapurlarda başka bir satıcı daha varmış. Ama daha çok para kazanmak için yolculara kendisinin Cahit Sıtkı olduğunu söylermiş ve kitabı da imzalarmış.

Bir gün Cahit Sıtkı vapura biniyor adamı dinledikten sonra ” Sen Cahit Sıtkı’mısın ?”   diye soruyor. Evet cevabını alınca bir kitabını adama parasını verip satınalıyor ve

” Şu işe bak”  diyor. ” Bu güne kadar şiir çalındığını duymuştum ancak şair çalındığına ilk defa şahit oluyorum”

Bana göre milletvekillerinin bu davranışı  şair çalmadır ve çok yanlıştır.

Ancak Perşembe günü bunun benzerini tekrar  gördük.

Hülya Avşar Sayın Başbakan ile görüştü ve sonra yaptığı açıklamalar ile sanat ağzı ile söyleyeyim ondan rol çaldı. Fırsat bu fırsat Parti Genel Başkan Yardımcılığına bile soyunabilir. Partideki bütün herkes ayağını denk alsın.

Sonuçlarının felaket olabileceği bir uygulamayı ne kadar güzel anlattı değilmi.

Eskiden akşamları  aile gezmeleri vardı ve önce çocuklardan biri yollanırdı.

” Bir maniniz yoksa annemler bu gece size oturmaya gelecekler” diye haber gönderilirdi.

O da aynen böyle anlattı

” Sayın Başbakanın selamı var , artık çıkın diyor Gezi Parkına oturmaya gelecek”

Avşar bilmiyorki  siyasette olaylar böyle net anlatılmaz. Ben Sayın Başbakanın yerinde olsam bu rolde Almanyaya kaçan Hürremi oynatırdım.

Hem daha genç hem ne söylediği anlaşılmıyor. Aynı Necati Şaşmaz gibi