Aslında, Neyse, La Bruyere

Artık ülkemizde blog yazmak hem çok kolay hem çok zor.

Benim gibi özellikle insan ve davranışlarını inceleyen ve buralardan kendi deneyimlerimi de katarak bir senteze ulaşan tesbitlerin karşısına gene insan çıkıyor.

” Ama o da insan” lafına karşı ne söylenebilirki,

Ben ve benim neslim genelde düşüncelerini içinde tutamayan bir nesildir.

Ancak çok güzel fren yapan bir nesilizdir de.

”Aslında…” diye başlayıp, ‘neyse.’ ile biten sözler  nedense bana hep çekici gelmiştir.”

diyen insanlar toplumumuzda sıkça görülür.

Bunlar aslında eğitimli ve bilge kişilerdir ancak yürekleri biraz Yusuf Yusuf şekli ile çalışır.

Önce aslında diye başlayıp genellikle doğru olan tesbitlerini sıralarlar ancak birden başları belaya girer korkusu ile neyse modunda devam ederler.LA BRUYERE

 

 

 

 

Bunların dışında bir de başka bir grup vardırki onları da dinlerken veya izlerken olaylara ne kadar gerçekçi bakıyor dersiniz. Ancak hangi korku ve baskı nedeni ile bilinmez lafı dolandırır ancak doğruyu bir türlü söylemezler.

Geçenlerde Kamer Genç’ e ve ailesine olumsuz ailevi görüşlerini açıklayan bir değerli milletvekili şimdi de Meclisteki bayan gazetecileri hedef alarak bacak arası edebiyatına girmiş ve kendi kadın milletvekillleri tarafından dahi eleştirilmiş.

Ben bu değerli kardeşimize katiyyen kızmıyorum . Kendisine kadını bir hayat arkadaşı veya ailesinde ona yardımcı olacak kişi olarak yetiştirmeyen , onu sadece kendisine çocuk verecek bir kuluçka makinası olarak görmesini sağlayan zihniyetin bir temsilcisi olarak görüyorum.

Hiç unutmam benim gençliğimde bir yaz Avrupadan çok tanınmış ve seksi bir film artisi gelmiş ve mayolu resimleri magazin sayfalarını süslemişti.

Tabii gazeteciler her zamanki dallamalıkları ile Türk erkeklerini nasıl bulduğunu sormuşlardı. Verdiği cevabı hala hatırlarım.

” Çok alımlı ve yakışıklı insanlar” demişti. ” Ancak Avrupada erkekler bikini giymiş bir kadını plajda görünce bikinisin açıkta bıraktığı yerlere bakarlar. Sizinkiler bikininin örttüğü yerlere bakıyorlar”

Bu değerli milletvekili daha önce yaşadığı olaydan hiç ders almamış gibi bir de kameraların karşısına geçmiş ve sözlü savunma yapmış.

“İnsanların konuşacak kadar zekaya ya da susacak kadar akla sahip olmaması büyük talihsizliktir.”

diyen La Bruyere’ i hatırlayarak Pazar Bloğumuzu sonlandıralım.