Son Irmak, Son Ağaç, Edgar Watson Howe.

Bu gün canım kendimi veya benim yaşlarımdaki insanları eleştirmek istiyor.

Bana lütfen inanın ” Bu kadar okuduk, çalıştık, deneyim kazandık en üretken zamanınımızda ise  ortada kaldık” gibi bir serzenişim yok.

Veya ” İyi ve varlıklı günlerimizde yanımızda olanlar kayıplarımızdan sonra vın spora geçtiler ” diye bir infialim ise hiç yok.

Ben her ne neden ile olursa olsun yalnız kalan insanı da kabul etmem.

Yalnız yaşayan bir adamın toplumdan nefret ettiği söylenir çoğu kez. oysa haydutların gezdiği bir ormanda yürümeyi sevmeyen bir adamın yürümekten hiç hoşlanmadığını söylemek gibi bir şeydir bu.

Yalnız kalan insana hele hele acımak bana çok gülünç gelir.

Yalnızlık da bana göre fevkalade keyiflidir.

Yeter ki gelecek için insanda umut olsun.edgar watson howe

” Umutla yolculuk etmek, gidilecek yere varmaktan daha zevklidir.”

Ama bir de gerçeklere bakıyorum da umut falan kalmıyor. Menfaatler uğruna doğa tahrip ediliyor.

” Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”  diyen kızılderili şefini hatırlayalım.

Bir de yaptıkları mitinglerde ağızlara bir parmak bal çalanların da aslında gözlerine bakınca  , bizim sizin ,  onlar için ne değerde olduğumuzu da biliriz.

” Eşekten seker esirgenmez ama eşek yaratılışı  itibariyle otu beğenir.. “

Anlatılanları dinleyen veya dinler gibi yapanlar sizi yanıltmasın.

” Eğer sıranın kendisine gelmeyeceğini bilseydi hiç kimse senin söylediklerini dinlemezdi.” diyor Edgar Watson Howe.

Benim yaşımdakilere son bir eleştiri.

Her laftan her olaydan sonra anladım, anladım demekten vazgeçin.

Anlamak, çözmeye yetmez…